1. Anasayfa
  2. Haberler
  3. Politika
  4. Çağatay Güç’e parmaklarını yediren parti içi yarışın derin analizi

Çağatay Güç’e parmaklarını yediren parti içi yarışın derin analizi

YENİ Parti İzmir teşkilatında tarihi bir süreç yaşandı. İlk bir ana muhalefet partisinde hatta herhangi bir partide il başkanı tüm üyelerin oylarıyla belirlendi. Seçim kazananın Çağatay Güç oldu.

  • | Son Güncelleme:
  • | İzmir'de Son Dakika

YENİ Parti İzmir teşkilatında tarihi bir süreç yaşandı. İlk bir ana muhalefet partisinde hatta herhangi bir partide il başkanı tüm üyelerin oylarıyla belirlendi.
Seçim kazananın Çağatay Güç oldu. Ama bu süreçte yaşananlar İzmir’de siyasetin geleceğini derinden etkileyecek.
İşte son yaşananların perde arkası ve derin analizi…
YENİ Parti İzmir İl Başkanlığı ön seçimi öncesinde düzenlenen konuşma programı, dışarıdan bakıldığında demokratik bir yarışın olağan buluşması gibi görünüyordu. Ancak salonun içinde hissedilen hava, bunun sıradan bir aday konuşması olmayacağını daha en başından belli ediyordu.
Bir tarafta mevcut İl Başkanı Çağatay Güç, diğer tarafta eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu… İki isim de il başkanlığı için yarışıyordu. 
Çekilen konuşma kurasında ilk söz Aziz Kocaoğlu’na verildi. Kocaoğlu kürsüye yürürken gerginlik buram buram hissediliyordu.
Aslında salondaki gerginliğin bir geçmişi vardı. Birkaç gün önce 28 ilçe başkanının Çağatay Güç’e destek vermek amacıyla imza atması, yarışın havasını çoktan değiştirmişti. Bu imzalar yalnızca bir destek açıklaması mıydı, yoksa yarışın sonucuna ilişkin bir güç gösterisi mi? Salondaki pek çok kişinin aklında bu soru vardı. Nefesler tutuldu, gözler sahneye çevrildi. Ve Aziz Kocaoğlu konuşmaya başladı.
*
Aziz Kocaoğlu önce AK Parti’ye geçen belediye başkanları üzerinden siyasetin fotoğrafını çekti. Ardından CHP ile YENİ Parti arasındaki ilişkilerin nasıl yürütülmesi gerektiğini anlattı. İzmir’in siyasi kimliğine, kentin duruşuna ve parti içindeki birlikteliğe değindi. Sonra sözü kendisine getirdi. Üstelik elinde önceden hazırlanmış bir konuşma metni yoktu. Salondan gelen eleştirilere, kendisine yöneltilen sözlere ve tepkilere anında cevap verebiliyordu. Kocaoğlu’nun en dikkat çekici tarafı da buydu. Hazırlanmış bir metni okumak yerine, salondaki havayı takip ediyor ve gerektiğinde doğrudan karşılık veriyordu. Bir noktada,  Kocaoğlu Güç’e doğru bakarak, “Aday oldum diye çok üzüldü” ifadesini kullandı. Bu sözün nasıl bir anlam taşıdığı merak uyandırırken, konuşmanın yalnızca bir adaylık yarışıyla sınırlı kalmayacağı da iyice ortaya çıktı.
*
Kocaoğlu’nun konuşması boyunca salondaki gerilim zaman zaman daha da belirginleşti. Çağatay Güç, sakinliğini korumaya çalışsa da yüzündeki ifadelerden ve beden dilinden rahatsız olduğu anlaşılıyordu. Bazı anlarda ellerini sıktı, parmaklarını ısırdı. Elbette bir adayın konuşma sırasında gerilmesi tek başına bir anlam ifade etmeyebilir. Ancak birkaç gün önce 28 ilçe başkanının Güç’e destek açıklaması yaptığı bir ortamda, Kocaoğlu’nun doğrudan örgüt yapısına, il başkanlığı anlayışına ve siyasi tavırlara yönelik sözleri, salondaki tansiyonu yükseltti.
Kocaoğlu, il başkanlığının kişisel ikbal için yapılacak bir görev olmadığını vurguladı. İl başkanının bütün örgütü temsil etmesi gerektiğini söyledi. Ayrımcılık yapılmasını, ilçe başkanlarıyla kumpaslara girilmesini ve CHP’ye yakışmayacak tutumları eleştirdi. Sözlerinin bir bölümünde ise YENİ Parti ile CHP arasındaki ilişkilerin hassas yürütülmesi gerektiğini belirterek, kurultay sürecindeki tutumunu kimseye karşı bir makam talebine dönüştürmediğini anlattı.
Salonda asıl dikkat çeken de buydu. Kocaoğlu, yalnızca neden aday olduğunu anlatmıyor; aynı zamanda siyasetin nasıl yapılması gerektiğine ilişkin kendi ölçülerini de ortaya koyuyordu. Kocaoğlu’nun sözleri ilerledikçe “Yapacağını yapar bırakır çekilirsin köşeye, belediye başkanı, milletvekili olmak için girersin mücadeleye ama il başkanı bütün örgütün başıdır. Onun ayrım yapması, Senden benden demesi, ilçe başkanlarıyla kumpaslara girmesi, saçma sapan bildiriler dağıtması, CHP’ye yakışmaz. Taraf ol kardeşim.” Cümlelerinin duyulmasıyla birlikte ilçe başkanlarını salondan ayrılmak isteyerek ayağa kalktı. 
*
Tam da bu sırada Çağatay Güç devreye girdi ve ilçe başkanlarına yerlerinde oturmaları yönünde çağrıda bulundu. Bu an, programın küçük ama önemli ayrıntılarından biriydi. Birkaç gün önce kendisine destek açıklayan ilçe başkanlarının, rakibinin konuşması sırasında salondan ayrılmak istemesi; Güç’ün ise onları salonda tutmaya çalışması, yaşanan gerilimin yalnızca iki aday arasında olmadığını gösterdi. Güç’ün burada örgüt üzerindeki ağırlığını korumak istediği düşünülebilirdi. Ancak salonda oluşan atmosfer, artık hiçbir şeyin yalnızca önceden hazırlanmış program akışına göre ilerlemediğini ortaya koyuyordu.

*
Aziz Kocaoğlu’nun ardından sıra Çağatay Güç’e geldi. Güç, kürsüye çıkarak hazırladığı basın metninden konuşmasını sürdürdü. Ancak burada önemli bir fark vardı. Güç’ün programı önceden planlanmıştı. Konuşmanın akışı, gençlik kollarının hangi bölümlerde slogan atacağına kadar düşünülmüştü. Her şeyin belirli bir düzen içerisinde ilerlemesi bekleniyordu. Fakat hesapta olmayan bir şey vardı: Aziz Kocaoğlu’nun hangi başlıktan, ne zaman ve nasıl çıkış yapacağı önceden kestirilemiyordu. Kocaoğlu’nun konuşması, programın alışılmış akışını değiştirmişti. Güç ise hazırladığı metin üzerinden ilerlerken, Kocaoğlu’nun dile getirdiği eleştirilere aynı açıklıkta ve doğrudanlıkta karşılık veremedi. En azından salondaki izlenim buydu. Burada mesele, kimin daha iyi konuştuğundan çok daha fazlasıydı. Bir tarafta önceden hazırlanmış bir program, diğer tarafta salondaki gelişmelere göre şekillenen doğaçlama bir konuşma vardı. 
Kocaoğlu’nun avantajı da tam olarak bu noktada ortaya çıktı. Kocaoğlu, konuşmasında yarışın kişisel bir hesaplaşmaya dönüşmemesi gerektiğini de vurguladı. Çağatay Güç’ün kazanması durumunda da kendisinin kazanması durumunda da birlikte çalışabileceklerini belirtti. “Burada kavga, gürültü yok. Nöbet değişimi var” sözleriyle yarışın bir çatışma olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti. Kazanması halinde il yönetimi ve kurultay delegeleri konusunda Güç’le birlikte hareket edeceğini söyledi. Ancak konuşmanın genel havasına bakıldığında, bu birliktelik mesajının salondaki gerginliği tamamen ortadan kaldırdığı söylenemezdi. Sözler uzlaşmayı işaret ederken, beden dili ve yaşanan anlar başka bir hikâye anlatıyordu. Siyasette bazen söylenen sözlerden çok, o sözlerin hangi ortamda ve hangi koşullarda söylendiği önemlidir. Bu programda da öyle oldu. 
*
Programın sonuna gelindiğinde bu kez fotoğraf çekimi sırasında dikkat çeken anlar yaşandı. Çağatay Güç, ilçe başkanlarını sahneye davet etmek istedi. Bu sırada Ensar Aytekin, Güç ve Kocaoğlu ile birlikte fotoğraf verdi. Ancak Aytekin’in çekilmesinin ardından Güç, Kocaoğlu’nun elini öpmek istedi, Kocaoğlu ise elini uzatmak istemedi. Ardından Güç’ün çağrısıyla sahneye çıkmaya hazırlanan ilçe başkanları için de beklenmedik bir gelişme yaşandı. Güç, Kocaoğlu’nun da fotoğraf karesinde yer almasını istedi. Ancak Kocaoğlu arkasını dönerek sahneden indi. Aytekin’in de ilçe başkanlarının sahneye çıkmasına izin vermemesiyle fotoğraf çekimi gerçekleşmedi. Böylece program, ortak bir kare verilmesi beklentisiyle değil, tamamlanamayan bir fotoğraf çekimiyle sona erdi. Siyasette fotoğraf bazen yalnızca bir fotoğraf değildir. Birlikteliği, uzlaşmayı, rekabetin sınırlarını ve tarafların birbirine nasıl baktığını anlatır. O gün çekilemeyen fotoğraf da en az kürsüde söylenen sözler kadar dikkat çekiciydi. 

*
Programın ardından sosyal medyada sakinlik ve saygı görüntüsü öne çıkarılmış olsa da salonda yaşananlar çok daha hareketliydi. Kocaoğlu’nun kendi ifadesiyle “kara leke” olarak nitelendirdiği süreç, yalnızca bir ön seçim konuşması olmaktan çıktı. Bir tarafta mevcut il başkanına destek veren ilçe başkanlarının imzaları, diğer tarafta adaylığıyla yarışın dengelerini değiştiren eski büyükşehir belediye başkanı vardı. Bir tarafta önceden hazırlanmış bir program, diğer tarafta beklenmedik çıkışlarla şekillenen bir konuşma…
Bütün bunlar, YENİ Parti İzmir İl Başkanlığı yarışının yalnızca sandıkta sonuçlanacak bir seçim olmadığını gösterdi. Yarışın içinde örgüt dengeleri, siyasi geçmiş, kişisel ilişkiler ve İzmir’in siyasi geleceğine ilişkin farklı yaklaşımlar da vardı. Aziz Kocaoğlu’nun adaylığıyla başlayan tartışma, kürsüdeki sözlerle büyüdü, fotoğraf çekimi sırasında yaşananlarla daha da görünür hale geldi. 
Sonuçta geriye şu soru kaldı: Bu program gerçekten bir nöbet değişiminin sakin başlangıcı mıydı, yoksa parti içindeki güç mücadelesinin herkesin gözü önüne çıktığı bir kırılma anı mı? Salondaki görüntüler ve yaşananlar, ikinci ihtimali düşündürmeye fazlasıyla yetiyordu. 
Üyelerle yapılan seçimden Çağatay Güç çıktı, yaptığı ilk açıklamalarda ise “Gençliğin azmi ile Kocaoğlu’nun  deneyimini bir araya getireceğiz” dedi. 
Süreç burada bitti mi devam mı edecek ileriki günlerde şekillenecek. 
Ama şurası kesin ki Kocaoğlu seçimi kaybetse de İzmir siyasetinde her yerden görülecek bir ateş yaktı.

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış.İlk yorum yapan sen ol...

Yorum Yap

Bu Alan Boş Bırakılamaz
Bu Alan Boş Bırakılamaz
Yorum Yapma Şartlarını Kabul Etmediniz