İzmir’de 53 yıllık gelenek: 66 yaşındaki kadın usta asırlık urgan sanatını yaşatıyor
İstanbul’un fethinden Kurtuluş Savaşı’na kadar uzanan geçmişiyle dikkat çeken urgan sanatı, teknolojinin gelişmesiyle birlikte unutulma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. İzmir’in Tire ilçesinde yaşayan 66 yaşındaki Raife Baysal ise 13 yaşından bu yana sürdürdüğü mesleğiyle bu geleneksel sanatın son temsilcilerinden biri olarak öne çıkıyor.
- | Son Güncelleme:
- | İzmir'de Son Dakika
İstanbul’un fethinden Kurtuluş Savaşı’na kadar uzanan geçmişiyle dikkat çeken urgan sanatı, teknolojinin gelişmesiyle birlikte unutulma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. İzmir’in Tire ilçesinde yaşayan 66 yaşındaki Raife Baysal ise 13 yaşından bu yana sürdürdüğü mesleğiyle bu geleneksel sanatın son temsilcilerinden biri olarak öne çıkıyor.
Ailesinden devraldığı urgancılığı yıllardır sürdüren Baysal, halk arasında “erkek işi” olarak görülen mesleği kadın emeğiyle yaşatmaya çalışıyor. Geleneksel yöntemlerle ürettiği urgandan günümüzde çanta ve şapka gibi hediyelik ve dekoratif ürünler de hazırlayan Baysal, böylece ata mesleğini modern tasarımlarla buluşturuyor.
Bitki kabuğundan halata uzanan zahmetli süreç
Urgan yapımında kullanılan ham maddenin bitki kabuğundan elde edildiğini anlatan Baysal, üretim sürecinin oldukça zahmetli olduğunu belirtti. Bitkilerin sopalarla dövüldükten sonra bahçedeki özel taraklardan geçirildiğini söyleyen Baysal, inceltilen malzemenin ardından çarkta işlenerek halata dönüştürüldüğünü aktardı.
Geleneksel urgan üretimi için en az 100 metrelik açık bir alana ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Baysal, fabrikasyon ve ithal ürünlerin yaygınlaşmasıyla birlikte urganın kullanım alanının giderek daraldığını dile getirdi.
Fetihte gemiler bu halatlarla çekildi
Ürettiği urgaların tarih boyunca farklı alanlarda kullanıldığını belirten Baysal, Tire’de üretilen halatların İstanbul’un fethi sırasında da kullanıldığını söyledi.
Baysal, “Bunlar aynı zamanda 1453 yılında İstanbul’un fethinde Tire’den giden halatlardır; gemiler bu halatlarla karadan denize çekilmiştir. Kurtuluş Savaşı’nda uçak gövdesi ve kanatlarında, beyaz kağıt yapımında ve tekstilde kullanılmıştır. Atalarımız ve dedelerimiz Kurtuluş Savaşı dönemi şartlarında bu bitkinin tohumlarıyla beslenmişlerdir” dedi.
Tamamen doğal malzemelerden üretilen dokumanın farklı kullanım alanlarının bulunduğunu anlatan Baysal, geleneksel olarak arı kovanlarının çevresine sarıldığında arı ölümlerini engellediğine ve kumaş olarak kullanıldığında kansere karşı koruyucu olduğuna inanıldığını da söyledi.
Babasının sözleri yıllar sonra gerçeğe dönüştü
Urgancılığın ailesinde kuşaktan kuşağa aktarıldığını belirten Baysal, babaannesi ve amcaları başta olmak üzere ailesindeki birçok kişinin bu işle uğraştığını anlattı.
Babasının yıllar önce kendisine söylediği sözleri unutmadığını dile getiren Baysal, “Babam derdi ki; ‘Kızım bugünler geçecek, bunlar antika olacak.’ Gerçekten de öyle oldu. Şimdi tezgahın başına geçtiğimde, her defasında duygulanıyorum” ifadelerini kullandı.
Geleneksel sanatını modern ürünlerle yaşatıyor
Günümüzde urganın eski kullanım alanlarının azalması üzerine üretimini farklı ürünlere yönlendiren Baysal, çanta ve şapka gibi hediyelik ve dekoratif eşyalar hazırlayarak sanatını yaşatmaya çalışıyor.
Gençlerin zanaata ilgi göstermesinden memnun olduğunu ancak işin zahmetli olması nedeniyle meslek olarak tercih edilmesinin zor olduğunu belirten Baysal, kendi oğluna da urgancılığı öğrettiğini söyledi. Atölyesinin okulların proje çalışmaları kapsamında öğrenciler tarafından da ziyaret edildiğini aktaran Baysal, bu sayede gençlerin geleneksel sanatla tanıştığını ifade etti.
Baysal, “Atalarımız her şeyi değerlendirmiş. Gençlerimizin bu zanaatı öğrenmesi, hayatımıza nasıl sokabileceğimizi görmesi gerekiyor. İnşallah bu sanat bitmesin; gelecek nesiller bu ruhla yeni şeyler üretebilsin” diye konuştu.
YORUMLAR
Yorum Yap