İzmir’de gazetecilerden özgür basın çağrısı: Bırakın Türk basını nefes alsın
İzmir’de gazeteciler, basın özgürlüğüne yönelik baskılara tepki göstermek amacıyla “Sansüre hayır, habere özgürlük” sloganıyla yürüdü. İzmir Gazeteciler Cemiyeti öncülüğünde düzenlenen eylemde gazeteciler, kalemlerini Zübeyde Hanım Heykeli’nin önüne bırakarak sansüre karşı dayanışma çağrısı yaptı.
- | Son Güncelleme:
- | İzmir'de Son Dakika
ELA SARIKAYA-UMUT TOKTAŞ/EGELİ GAZETE-Türkiye genelinde gazetecilere ve basın özgürlüğüne yönelik saldırılara tepki göstermek amacıyla İzmir’de de eylem düzenlendi. İzmir’de basın meslek örgütlerinin çağrısıyla bir araya gelen gazeteciler, Türkiye’de basın özgürlüğüne yönelik baskılara karşı seslerini yükseltti. Gazeteciliğin suç, haberin tehdit ve gerçeğin sakıncalı sayıldığı bir dönemde olunduğuna dikkat çekilen açıklamada; gazetecilerin tutuklanması, haber sitelerine erişim engelleri getirilmesi, medya kuruluşlarına kayyım atanması ve sosyal medya hesaplarının kapatılmasına yönelik eleştirilerde bulunuldu.
Alsancak’taki Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde bir araya gelen gazeteciler, “Sansüre hayır, habere özgürlük” sloganıyla Kıbrıs Şehitleri Caddesi üzerinden Zübeyde Hanım Heykeli’ne yürüdü.
İzmir Gazeteciler Cemiyeti önderliğinde düzenlenen eyleme Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel ve Yeni Parti İzmir İl Örgütü de katıldı.
KALEMLERİNİ ZÜBEYDE HANIM HEYKELİNE BIRAKTILAR
“Sansüre hayır, habere özgürlük” çağrısıyla düzenlenen eylemde gazeteciler, yürüyüşün ardından kalemlerini Zübeyde Hanım Heykeli’nin önüne bıraktı.
İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi’nin okuduğu açıklamada, gazeteciliğin halkın haber alma hakkını savunmak olduğu vurgulanarak dayanışma çağrısı yapıldı.
“ARTIK YETER, NEFES ALAMIYORUZ!”
Televizyon kanallarına kayyım atandığı, haber sitelerinin erişime engellendiği ve gazetecilerin tutuklandığı belirtilen açıklamada, “Gazeteciliğin suç, haberin tehdit, gerçeğin sakıncalı sayıldığı; yalnızca gazetecilerin değil, itiraz eden herkesin sansürle, baskıyla ve cezalandırmayla karşı karşıya bırakıldığı günlerdeyiz. Hemen her gün bir basın kuruluşunun ya da habercinin hedef haline getirildiği, yaptığı ya da yapmadığı haber nedeniyle gazetecilerin tutuklandığı, sosyal medya hesaplarının kapatıldığı, gazetecinin açlıkla boğuştuğu bir ülkede demokrasiden de söz edilemez” denildi.
İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi açıklamayı şu şekilde sürdürdü:
“Gazeteciliğin suç, haberin tehdit, gerçeğin sakıncalı sayıldığı; yalnızca gazetecilerin değil, itiraz eden herkesin sansürle, baskıyla ve cezalandırmayla karşı karşıya bırakıldığı günlerdeyiz. Televizyon kanallarına kayyım atanan, haber siteleri erişime engellenen, habercileri tutuklanan, sosyal medya hesapları kapatılan, gazetecilerin adeta bir köle düzeninde çalıştırılıp sosyal haklarının tırpanlandığı bir ülkede basın özgürlüğünden söz edilemez.
Hemen her gün bir basın kuruluşunun ya da habercinin hedef haline getirildiği, yaptığı ya da yapmadığı haber nedeniyle gazetecilerin tutuklandığı, sosyal medya hesaplarının kapatıldığı, gazetecinin açlıkla boğuştuğu bir ülkede demokrasiden de söz edilemez. Artık gazetecilere, medya kuruluşlarına yaşatılanlarla dünya basın tarihine kömür karasıyla geçen bir ülke olduk.
“GAZETECİLİK HALKTAN YANADIR”
Gazetecilik halktan yanadır. İşçilerin hakkı gasp edilirken, emekçilerin direnişi bastırılırken, kadınlar şiddete uğrarken, gençler geleceksizliğe mahkûm edilirken, yoksulluk büyürken ve kamu kaynakları sermayeye aktarılırken bunları görünür kılmak gazeteciliğin kamusal sorumluluğudur. Gazeteci, halkın bilmesi gerekeni açığa çıkarmakla yükümlüdür; iktidarın bilinmesini istemediğini gizlemekle değil.
Gazetecilik siyasi iradelerin, sermayenin sesi olamaz! İktidarın ya da siyasi erkin çıkarlarını halkın çıkarları gibi sunan, patronların ekonomik gücünü gerçeğin önüne koyan, siyasi iktidara yakın olmayı mesleki güvencenin teminatı sayan anlayış gazetecilik değildir.
Bugün bedel ödeyen gazeteciler; iktidarların hoşuna gitmeyen sorular sordukları, kamu kaynaklarının nasıl harcandığını araştırdıkları, yolsuzluk iddialarını haberleştirdikleri, işçilerin direnişini, kadınların hak arayışını, tüm dezavantajlı kesimlerin ve ezilenlerin sesini duyurdukları için hedef alınıyor.
Kimi gözaltına alınıyor, kimi tutuklanıyor, kimi ev hapsine mahkûm ediliyor; Kimi de sansürün ve baskının yarattığı güvencesizlik nedeniyle kendi kendini susturmaya zorlanıyor. Bu nedenle gazetecilere yönelen baskı, aynı zamanda toplumun gerçeğe ulaşma hakkına yönelmiş bir saldırıdır. Unutulmamalıdır ki; gazetecinin kalemi kırılırsa toplum da karanlığa mahkum edilir. İstenen de budur. Gazeteci yazmasın, toplum gerçekleri öğrenmesin. Düşünceler, gerçekler susturulamazsa düşünenler yok ediliyor, gazeteciler bezdiriliyor.
Sansür, otosansür, kapatmalar, tutuklamalar sadece gazetecilerin sorunu değildir. Bu toplumun en temel demokratik haklarına vurulan bir darbedir. “Gazetecilik suç değildir” diye haykıran onlarca meslektaşımızın mesajı iktidaradır ama aynı zamanda yurttaşlarımızın da duyması gerekir. Susturulan sizin hakkınızdır. Sadece gazeteciler değil siz de susturuluyorsunuz!
"KAYYIM ATAMALARINA VE ERİŞİM ENGELLERİNE TEPKİ"
Son 2 yılda Flash Haber TV, Ekotürk TV, Habertürk grubu, TELE1 ve son olarak Halk TV’ye kayyım atanmış ve eleştirel yayınlar durdurulmuştur. Ulusal ve yerelde yüzlerce haber sitesi erişime engellenmiş ve bu sürecin son halkası Türkiye’nin en çok takip edilen haber sitelerinden T24 olmuştur. Bunun yanı sıra Evrensel, Kısa Dalga, SolHaber, Yeni Yaşam Gazetesi, Bianet gibi önemli haber sitelerinin sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirilmiştir. Gazete Duvar, TELE2 gibi mecralar ile yüzlerce yerel internet sitesi, gazete ve TV yayın hayatına son vermek zorunda bırakılmıştır. Tüm bunlar toplumun yaşam damarlarının tıkanmasıdır!.
Tüm yurttaşlarımızı gazetecilerle dayanışmaya, gazeteciliğe ve habere sadece bugün değil sahip çıkmaya davet ediyoruz. Sessizliği bozun! Dayanışmayı büyütün! Sansüre karşı yan yana gelelim. Elbette yalnızca iktidarın sansür politikalarını değil, bu baskılar karşısında susmayı, görmezden gelmeyi ve dayanışmadan kaçınmayı da sorgulamak zorundayız. Muhalif gazeteciler, Kürt gazeteciler, araştırmacı gazeteciler tutuklanırken, bağımsız medya kuruluşları hedef alınırken, bu baskıları görmezden gelmek mesleğe ihanettir.
"BASIN ÖZGÜR DEĞİLSE TOPLUM HABERE ULAŞAMAZ"
Gazetecilik, kendisiyle aynı düşünmeyen gazetecinin de haber yapma hakkını savunabilmektir. Bir gazetecinin susturulmasına sessiz kalmak, sıranın bir gün kendisine geleceğini unutmak demektir. Basın Meslek Örgütleri ve gazeteciler olarak tek talebimiz özgürce mesleğimizi yapmaktır. Bu yolda yalnız kalmak istemiyoruz. Tüm meslektaşlarımızı, halkımızı bu mücadeleye dahil olmaya çağırıyoruz. Bir kez daha vurgulamak gerekir ki; basın özgürlüğü sadece gazetecilerin değil toplumun tüm kesimlerinin sorunudur. Basın özgür değilse toplum habere ulaşamaz.
"TALEPLERİMİZ ŞUNLAR"
Özgür basın yoksa toplum tutsaktır!
-Tutuklu meslektaşlarımızı serbest bırakın
-Haberin üzerindeki yargı sopasını geri çekin
-Medyada Kayyım uygulamalarına son verin
-Hukuksuz erişim uygulamalarını sonlandırın
-Anayasa ile güvence altına alınmış olan basın özgürlüğünü ortadan kaldıran saldırılardan vazgeçin
Vazgeçin ki Türk Basını nefes alsın, Vazgeçin ki demokrasi yıkıldığı yerden ayağa kalksın.
Unutmayın gerçeği yazdığı için kırılan her kalem; karanlığa giden yolun taşlarıdır”
YORUMLAR
Yorum Yap