İzmir’in 5 bin yıllık geçmişi Yassıtepe’de gün yüzüne çıkıyor
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin destek verdiği Yassıtepe Höyüğü kazılarında, yaklaşık 5 bin yıl önce Bornova Ovası’nda kurulan planlı kent yaşamına ilişkin yeni bulgular ortaya çıkarılıyor. Surlarla çevrili yerleşimde tapınak, depo, üretim alanları ve işliklerin yanı sıra ticari yaşama ilişkin çok sayıda iz bulundu. Kazı Başkanı Doç. Dr. Zafer Derin, Yassıtepe’yi “İzmir’in bir Troya’sı” olarak nitelendirdi.
- | Son Güncelleme:
- | İzmir'de Son Dakika
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin destek verdiği Yassıtepe Höyüğü kazılarında, yaklaşık 5 bin yıl önce Bornova Ovası’nda kurulan planlı kent yaşamına ilişkin yeni bulgular ortaya çıkarılıyor. Surlarla çevrili yerleşimde tapınak, depo, üretim alanları ve işliklerin yanı sıra ticari yaşama ilişkin çok sayıda iz bulundu. Kazı Başkanı Doç. Dr. Zafer Derin, Yassıtepe’yi “İzmir’in bir Troya’sı” olarak nitelendirdi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ege Üniversitesi adına Doç. Dr. Zafer Derin başkanlığında sürdürülen kazılarda, yaklaşık 5 bin yıl önce Yassıtepe’de belirli bir plan doğrultusunda şekillenen bir kent bulunduğu belirlendi. Yerleşimin çevresinin surlarla çevrili olduğu, kent içerisinde tapınakların, depo alanlarının, üretim yerlerinin ve işliklerin bulunduğu tespit edildi.
Derin, Yassıtepe’nin Troya’nın en erken dönemleriyle çağdaş olduğunu belirterek, “O dönemde düzenli bir kent kuruluyor buraya. Tapınakları, depo alanları, üretim yerleri, işlikleriyle birlikte yelpaze şeklinde bir kent yerleşimi kuruyorlar. Dışında da sur var. Bu hemen hemen Troya’nın en eski dönemiyle çağdaştır. Yani İzmir’in bir Troya’sı diyebiliriz buraya” dedi.
Ticaret ve üretimin izleri ortaya çıktı
Kazılarda bulunan büyük depolama küpleri, tarımsal ürünlerin önemli miktarlarda saklandığını ortaya koyarken, bronz üretimi ve değerli çanak çömlekler de yerleşimin ekonomik yapısına ilişkin bilgiler verdi.
Yassıtepe’nin ticari bağlantılarının Bornova Ovası ile sınırlı kalmadığı, İç Batı Anadolu’dan kıyı Ege’ye ve deniz aşırı bölgelere uzanan ilişkilerin bulunduğu belirlendi.
Derin, “Buradan başlayarak ticari hayat her tarafa yayılmış. Planlanmış bir kent. İçinde çok değerli tarım ürünleri var. Bronz var, metal üretiyorlar. Çok değerli çanak çömlekler yapıyorlar” ifadelerini kullandı. Derin, “İzmir’in zenginliğinin başladığı noktadayız” dedi.
Üzümün izleri 5 bin yıl öncesine uzanıyor
Yassıtepe’deki buluntular, üzümün yaklaşık 5 bin yıl önce farklı şekillerde değerlendirildiğini de ortaya koydu. Kazılarda üzüm çekirdeklerinin yanı sıra kurutulmuş üzüm ve pekmez kalıntılarına ulaşıldı. Bazı sıvı kaplarının ise şarapla ilişkili olduğu değerlendirildi.
Derin, üzümün yerleşimde farklı biçimlerde kullanıldığını belirterek, “Üzümün her türlü formunun burada kullanıldığını ve ticari hayata katıldığını görüyoruz. Bornova deyince aklımıza Bornova Misketi gelir. Belki de Bornova Misketi’nin doğduğu noktadayız” diye konuştu.
Kazılarda 5 bin yıllık zeytin çekirdekleri bulundu
2026 yılı kazılarında yaklaşık 5 bin yıl öncesine tarihlenen zeytin çekirdeklerine de ulaşıldı. Daha önce üzüm ve incire ilişkin bulguların ortaya çıkarıldığı Yassıtepe’de zeytinin de tespit edilmesiyle, sonraki dönemlerde İzmir ve Ege ekonomisinin simgeleri haline gelecek üç ürün aynı tarihsel tabloda yer aldı.
Miken mezarları ve iki silindir mühür
Yassıtepe’nin Ege dünyasıyla ilişkilerine dair önemli bulgulardan biri de mezarlarda ortaya çıkarıldı. Miken kültürüyle ilişkilendirilen mezarlarda, ölülerin yakılmadan büyük küpler içerisine yerleştirildiği ve yanlarına çeşitli hediyeler bırakıldığı belirlendi.
Derin, “Burada özellikle Miken mezarları bulduk. Bunların ticaret için gelen Mikenlilere ait olduğunu düşünüyoruz. Yanlarına zeytinyağı ya da şarap koydukları kaplar ve çok sayıda takı bırakmışlar” dedi.
2026 yılı kazılarında mezarlardan birinde iki silindir mühür de bulundu. Derin, bu buluntuların Yassıtepe’nin ticari ve yerleşik hayat açısından taşıdığı öneme işaret ettiğini belirterek, “İki tane silindir mühür de bırakmışlar. Bu da buraya verilen ticari ve yerleşik hayat anlamındaki değeri ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.
Panter gücün simgesi oldu
Yassıtepe kazılarında, bugün nesli tükenmiş yırtıcı hayvanlara ait kalıntılar da bulundu. Anadolu Parsı olarak adlandırılan panterin İzmir’deki arkeolojik izlerinin yaklaşık 8 bin yıl önce Yeşilova Höyüğü’ne kadar uzandığı belirtildi.
Derin’in aktardığına göre Yeşilova’da kutsal kabul edilen ve kapların üzerine tasvir edilen panter, yaklaşık 5 bin yıl önce Yassıtepe’de farklı bir anlam kazandı. Yassıtepe’de iki ya da üç pantere ait kalıntı bulunduğu, panter avlamanın ise güç ve prestij göstergesine dönüştüğü ifade edildi.
Derin, “Burada yaşayan bir bey de var, onu da anlıyoruz. Çünkü bey bu dönemde panter avlamaya başlamış. Güç için, zenginlik için…” dedi. Kazılarda ayı kalıntılarının da bulunduğu belirtildi.
Yöneticinin kabul salonu bulundu
Yassıtepe’deki yapılardan birinin kenti yöneten kişinin konuklarını kabul ettiği özel bir alan olduğu değerlendiriliyor. Buluntu yoğunluğunun dikkat çektiği yapılardan bazıları yüzlerce kaba ev sahipliği yaparken, “kabul salonu” olarak değerlendirilen bölümde çok sayıda içecek kabının bulunması, alanın prestijli konukların ağırlandığı ve sosyal törenlerin yapıldığı bir merkez olabileceğini gösterdi.
Ölüler büyük küplere yerleştirildi
Yassıtepe’deki mezarlar, dönemin ölüm ve yeniden doğuş anlayışına ilişkin de bilgiler sunuyor. Ölülerin büyük küplerin içerisine cenin pozisyonunda yerleştirildiği, mezarlara yiyecek ve içecek kaplarının bırakıldığı belirlendi.
Bazı küpler üzerinde hamile ana tanrıça kabartmalarının bulunduğunu belirten Derin, bu uygulamanın dönemin yeniden doğuş inancıyla ilişkili olduğunu ifade etti.
Kentin duvarlarında 5 bin yıllık deprem izleri
Yassıtepe’deki kent yaşamının büyük bir depremle sona erdiğine ilişkin izler de kazılarda görülebiliyor. MÖ 2800 yıllarında meydana geldiği değerlendirilen depremin yapılarda bıraktığı izler bugün de görülebiliyor.
Bazı duvarların yatay hareket nedeniyle “S” biçiminde deformasyona uğradığı belirtildi. Deprem sırasında insanların eşyalarını dahi alamadan yerleşimi terk etmiş olabileceğini aktaran Derin, “İzmir’in acı gerçeği buradaki yaşamın da sonu olmuş” dedi.
“İzmir’in bir Troya’sı”
Yassıtepe’de ortaya çıkarılan bulgular, yaklaşık 5 bin yıl önce Bornova Ovası’nda surlarla çevrili, üretim ve ticaret yapan, ürünlerini depolayan ve belirli bir yönetim düzenine sahip bir kent bulunduğuna işaret ediyor.
Yassıtepe ve Yeşilova’nın birlikte önemli bir arkeoloji turizmi potansiyeli taşıdığını belirten Derin, “İzmir’in içinde bir Çatalhöyük, bir de Troya’yı sergilemek ve aynı zamanda bunlarla ilgili geniş bir turizm alanı haline getirmek son derece kolay ve mümkün” dedi.
Derin, Yassıtepe’nin İzmir tarihindeki önemini ise “İzmir’in bir Troya’sı diyebiliriz buraya” sözleriyle özetledi.
YORUMLAR
Yorum Yap