İzmir’in İstihdam Çıkmazı: "Saksı Arkasındaki" Bürokrasiden "Ovada Ter Döken" Girişimci Kente
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Ocak 2026 bütçe verileri ve ardı ardına çıkan personel alım ilanları, kamuoyunda haklı bir soruyu gündeme getiriyor: "Belediye devasa personel fazlası nedeniyle ödeme güçlüğü çekerken, neden hala yeni alım yapıyor?" Yakında dijital kitap olarak yayınlanacak olan “İzmir: Bürokratik Belediyeden Girişimci Kente İzmir Büyükşehir Örneği ” çalışmamın 2. bölümü, bu paradoksun şifrelerini çözüyor.
- | Son Güncelleme:
- | İzmir'de Son Dakika
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Ocak 2026 bütçe verileri ve ardı ardına çıkan personel alım ilanları, kamuoyunda haklı bir soruyu gündeme getiriyor: "Belediye devasa personel fazlası nedeniyle ödeme güçlüğü çekerken, neden hala yeni alım yapıyor?" Yakında dijital kitap olarak yayınlanacak olan “İzmir: Bürokratik Belediyeden Girişimci Kente İzmir Büyükşehir Örneği ” çalışmamın 2. bölümü, bu paradoksun şifrelerini çözüyor.
Yanlış Birimde Enflasyon, Doğru Birimde Kıtlık
Belediyenin içine düştüğü durum, kitabımda "Niteliksiz İstihdam Sarmalı" (Bölüm 2.3) olarak tanımladığım kronik bir hastalıktır. Ocak 2026 itibarıyla itfaiye ve teknik saha personeli alımı yapılması bir lüks değil, zorunluluktur. Çünkü mevcut %30’luk personel fazlası, ne yazık ki "koridorlarda" ve "silo" yapılarındaki masa başlarında hapsolmuş durumdadır. Şehir yangınla mücadele edecek er, asfalt dökecek usta, arıtma tesisini işletecek teknik personel ararken; bürokrasi labirentlerinde binlerce niteliksiz atıl kapasite "amortismanı olmayan bir maliyet" olarak beklemektedir.
5216 ve 5393 Sayılı Kanunların "İstihdam Sığınağı" Olması
Kitabımın 2.1. maddesinde vurguladığım üzere, yerel yönetim yasaları birer hizmet aracı olmaktan çıkıp, "sosyal belediyecilik" maskesi altında birer istihdam sığınağına dönüşmüştür. 2026 bütçesinin %40'ından fazlasını yutan personel giderleri, İzmirli’nin beklediği metro, körfez temizliği ve deprem dönüşümü projelerinin önündeki en büyük barikattır.
Çözüm: "İzmir İstihdam Dönüşümü (İİD)" Modeli
Peki, bu 10.000 - 12.000 kişilik atıl kapasiteyi işten çıkarmadan nasıl birer değere dönüştürebiliriz? Kitabımda önerdiğim "Gıda Kalkanı" (Bölüm 2.4) ve "Dönüşüm Akademisi" (Bölüm 2.6.6) modelleri tam da burada devreye giriyor:
1. Reskilling (Yeniden Vasıflandırma): Meslek Fabrikası'nı sadece dışarıdaki işsizler için değil, belediye içindeki "atıl" personel için bir "Dönüşüm Reaktörü"ne çevirmeliyiz.
2. Koridordan Ovaya: 657 ve 4857 sayılı kanunların hukuki zırhını kullanarak, masa başındaki fazlalığı İzmir’in çeperlerindeki üretim havzalarına (Menemen, Bayındır, Tire) kaydırmalıyız.
3. Maliyetten Yatırıma: Personel maaşı, genel bütçeden bir "gider" değil; üretilen ucuz ve sağlıklı gıdanın satışından elde edilen bir "yatırım maliyeti" olarak muhasebeleştirilmelidir.
Netice: Ter Döken Beşeri Sermaye
Başkan Cemil Tugay’ın "ödeme güçlüğü" söylemi ile "yeni istihdam" ilanları arasındaki çelişkiyi çözmenin tek yolu, dışarıdan hizmet alımını bitirip, içerideki atıl gücü teknik uzmanlığa dönüştürmektir.
İzmir’in geleceği, belediye koridorlarında saksı arkasına saklanan şeffaflıkta değil; ovada ter döken, halkın sofrasına ucuz ekmek ve sebze taşıyan o devasa beşeri sermaye hareketindedir. Aksi takdirde, 2024-2029 Stratejik Planı, sadece kâğıt üzerinde kalan bir temenni dokümanı olmaktan öteye gidemeyecektir.

YORUMLAR
Yorum Yap