İzmir’in mallarına ‘çöktürmem’ diyen Tugay süreçten güçlenerek çıkacak
Egeli Gazete TV’de gündemin önemli konularını ele alan İzmirli gazeteciler Mustafa Yılmaz ve Ümit Yaldız, “İzmir’in mallarını ‘ham’ yaptırmam diyen Kocaoğlu gibi İzmir’in mallarına çöktürmem diyen Tugay da süreçten güçlenerek çıkacak” dedi.
- | Son Güncelleme:
- | İzmir'de Son Dakika
İzmirli Gazeteciler Mustafa Yılmaz ve Ümit Yaldız gündemin önemli konularını Egeli Gazete TV’de değerlendirdi. Meslek Fabrikası’nda yaşananlara değinen Egeli Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Yılmaz, geçen Haziran ayında son genel seçimlerde AK Parti Uşak Milletvekili Aday Adayı Tahir Emre Can’ın atandığını hatırlatarak, “Aradan 6 ay geçmeden bu olaylar başlıyor. Ama bu gibi olaylar İzmir'de AK Parti'ye kesinlikle eksi yazıyor. Bu olaylara yol açarak İzmirliden daha fazla oy alacağını düşünenler varsa inanılmaz derecede yanılıyorlar. Çünkü bunu nereden görüyoruz? İzmir’de CHP yönetimlerini eleştirenler, bu kez tek safta toplanıyor” dedi. İntegral Araştırma Kuruluşu Koordinatörü Ümit Yaldız da, “Büyükşehir Belediyesi'nden kaçırılıp özel idareye verilen mallarla ilgili Aziz Kocaoğlu dava açtığında İzmir'in mallarını ‘ham yaptırmam’ diye bir slogan oluşturdu. Bir üst başlık oluşturdu ve bu sloganla bir seçim kazandı. Binali Yıldırım'a galip geldiği seçimin ana sloganı buydu. İzmir'in mallarını ham yaptırmamdı. Şimdi Cemil Tugay ne diyor? ‘İzmir'in mallarına çöküyorlar, çöktürmem’ diyor. Evet. Bilfiil burada duracağım diyor. Şimdi Cemil Tugay bu süreçlerden güçlenerek çıkacaktır siyaseten söylüyorum” ifadelerini kullandı.
Seyahat Rehberleri ve Seyahat Günlükleri
Bu durumun CHP’lileri kesinlikle birleştirdiği vurgulayan Ümit Yaldız, “Meslek Fabrikası’nın önünde kimler vardı? İşte Aziz Kocaoğlu İzmir'de CHP'nin manevi ikliminde çok önemli bir yer temsil eder ve ilçe belediye başkanları aralarında Büyükşehir Belediye Başkanıyla parti içi problemler yaşayanlar da dahil olmak üzere genç belediye başkanlarının tamamı oradaki direnişe bir fiil katıldılar ve yer aldılar.. Yani Cumhuriyet Halk Partisini bir araya getiriyor. Bu hani yakın tarihimizde benzer bir hikayenin hani anlattım ben bunu. Yani özel idare mallarının tasfiyesi sürecinde yaşandı. Yani çünkü anlamı yok yani. Belediyeyi kışın ortasında tahliye ettiriyorsunuz. Hani bir sürü başka engeller var da hani diyorsun ki orada ya SGK'nın borcu kardeşim ödeyin. İşte vergi borcunuzu tabii ki ödeyeceksiniz. Hani orada hafifletici sebepler var. Burada ise hiç yok” diye konuştu.
CEMİL TUGAY BU SÜREÇLERDEN GÜÇÜ ÇIKACAKTIR
Bu durumun CHP’lileri kesinlikle birleştirdiği vurgulayan Ümit Yaldız, “Meslek Fabrikası’nın önünde kimler vardı? İşte Aziz Kocaoğlu İzmir'de CHP'nin manevi ikliminde çok önemli bir yer temsil eder ve ilçe belediye başkanları aralarında Büyükşehir Belediye Başkanıyla parti içi problemler yaşayanlar da dahil olmak üzere genç belediye başkanlarının tamamı oradaki direnişe bir fiil katıldılar ve yer aldılar.. Yani Cumhuriyet Halk Partisini bir araya getiriyor. Bu hani yakın tarihimizde benzer bir hikayenin hani anlattım ben bunu. Yani özel idare mallarının tasfiyesi sürecinde yaşandı. Büyükşehir Belediyesi'nden kaçırılıp özel idareye verilen mallarla ilgili Aziz Kocaoğlu dava açtığında İzmir'in mallarını ‘ham yaptırmam’ diye bir slogan oluşturdu. Bir üst başlık oluşturdu ve bu sloganla bir seçim kazandı. Binali Yıldırım'a galip geldiği seçimin ana sloganı buydu. İzmir'in mallarını ham yaptırmamdı. Şimdi Cemil Tugay ne diyor? ‘İzmir'in mallarına çöküyorlar, çöktürmem’ diyor. Evet. Bilfiil burada duracağım diyor. Şimdi Cemil Tugay bu süreçlerden güçlenerek çıkacaktır siyaseten söylüyorum. Yani çünkü anlamı yok yani. Belediyeyi kışın ortasında tahliye ettiriyorsunuz. Hani bir sürü başka engeller var da hani diyorsun ki orada ya SGK'nın borcu kardeşim ödeyin. İşte vergi borcunuzu tabii ki ödeyeceksiniz. Hani orada hafifletici sebepler var.”
BÜROKRASİ SİYASETE HÜKMEDİYOR DEMEKTİR
Yaldız şöyle konuştu: “Ya burada durup dururken 150.000 kişinin meslek öğrendiği bir alanı kışın ortasında tahliye edin, işte hacizle, polisle kapınıza dayanıyoruz falan muamelesi tüm İzmir'e yapılan bir muameledir. Ve bu muameleden AK Partili İzmirliler de olumsuz anlamda etkilenirler. Yani zannetmesin ki bazı AK Parti vekilleri yani biz burada bunu işte inatla burayı tahliye ettireceğiz. Bu zafer bizim taraftarlarımızı memnun edecek zannetmesinler. Tam tersine AK Partililer de orada meslek öğrendi. MHP'liler de orada meslek öğrendi. CHP yani Dem Partililer de orada meslek öğrendi. Ne bileyim Hüda Parlılar de orada meslek öğrendi. Tabii. Orası herkesin meslek fabrikası. Efendim Kemeraltı'ndaki belediye binası herkesin belediye binası. İzmir'in İzmir'in malını tutup da vakıflara böyle işte hileyle hurdayla veremezsiniz kardeşim. Verilmesi yanlıştır. Siiyaseten de yanlıştır. Hukuken de yanlıştır. Muamele olarak da yanlıştır. Kimseye de yararı yok. Bunun Cemil Tugay'la şununla bununla alakası yok. Şimdi bakın siyaset aklı, siyaset aklı İzmir'de gerçekten bir siyasi lider problemi ve boşluğu var. Devlet aklı, siyaset aklı başka şeyi gerektirir. Burada üzülerek söylüyorum. AK Partili siyasetçiler vakıflar bürokrasisinin emrine girmiş. Görünüyor. Meclis üyesinden genel başkan yardımcısına kadar hepsini kastederek söylüyorum. Bürokrasinin önünden yürür siyaset. Arkasından yürümez. Bürokrasiye tahakküm eder. Bürokrasiyi yönlendirir. Gerektiğinde talimat verir. Ama bakıyorsun vakıflar bir hamle yapmış. Efendim vakıflar yaptıysa doğrudur. Bizim vakıflar işte düşman CHP muamelesi var burada. Yani basit basit hatlar basit cepheler basit. Yani vakıflar Yaptığı her şeyin %100 savunulduğu, doğru bulunduğu, inadına mücadele edildiği, boşaltın talimatlarının basın üzerinden verildiği falan bir noktada bürokrasi siyasete hükmediyor demektir.”
UTANÇ VERİCİ BİR DURUM
Yaldız şu bilgileri de verdi: “İzmir’de bunların yaşanması, bu kentteki 4.5 milyon insana hizmet eden bir kurumun kışın ortasında paldır kültür apar topar tahliye ettiriliyor olması başlı başına utanç verici bir durum. Hani öyle kıyısından köşesinden lafı dolandırmaya gerek yok. Böyle bir muameleyi bir devlet kurumunun başka bir devlet kurumuna yaptığı herhalde Cumhuriyet tarihinde vaki değildir. Ben 25-30 yıllık gazetecilik hayatımda hiç görmedim, yaşamadım böyle bir şey. Devlet kurumları arasındaki bütünlüğe uymuyor. Buna devletimiz, devlet aklı denilen hani son dönemde sık da kullanılan bir kavram var ya. Nasıl müsaade ediyor? Açıkçası hayretle izliyorum. ‘Bir dakika belediye burası, bu da devletin bir uzvu, bir kurumu’ denerek bir yerden müdahale edilmesini bekliyor insan. Ama kışın ortasında hani böyle Türk filmlerinde olur ya Almanya'dan oğlum geldi evi tahliye et dercesine kapıya dayanan bir Vakıflar var. İkincisi Vakıflar burada hukuksuz bir işlem yapıyor zaten kafadan. Yani vakıfların herhangi bir hakkı hukuku kalmadığı bir menkulde yasanın kendisine verdiği avantajları kullanarak arkadan dolanarak habersiz bir şekilde bir tapu işlemi yapıyor. Yani vakıfların varsa burada bir şerhi bununla ilgili para bununla ilgili bedel 2007 yılında Aziz Kocaoğlu döneminde ödenmiş. Evet. Yani o DGM binası olarak bizim bildiğimiz, sonrasında meslek fabrikasına dönüştürülen, ciddi bir restorasyon gören o bina ile ilgili vakıflarla belediye arasındaki mali problem çözülmüş. Vakıflar o oradaki şerhi kaldırmak için, tapudaki şerhi kaldırmak için gereken bedeli 2007 yılında almış. Sonrasında buranın tapusu Büyükşehir Belediyesi'ne geçmiş. Büyükşehir Belediyesi'ne geçtikten sonra 2025 yılında yani aradan neredeyse 20 yıl geçtikten sonra bir anda vakıfların yeni bürokrasisi burayla ilgili bir işlem yapıyor. Sadece burayla ilgili de değil. Yani İzmir'deki en eski belediye binalarından biri belediye başkanlarının İhsan Alyanak'ın falan oturduğu çalıştığı kemer altındaki tarihi binayı de kapsayan yıllarca gasilane olarak İzmir'e hizmet veren Yenişehir'deki o binayı de kapsayan üç tarihi Belediye binası ile ilgili vakıflar bir tapu işlemi yapıyor üzerlerindeki şerhlerden yola çıkarak” dedi.
O BİNA 150 BİN İNSANA MESLİK KAZANDIRMAKTAN DAHA İYİ NE GİBİ BİR AMAÇ İÇİN KULLANILIR?
İzmir’in çok sayıda sorunu varken sorunsuz işleyen bir Meslek Fabrikası konusunun bu hale getirilmesini eleştiren Mustafa Yılmaz, “İzmir'de yaşayan 4.5 milyon yurttaşın çözüm bekleyen yerel ve genel yönetimlerin ciddi işbirliği yapması gereken o kadar çok sorunu var ki. İşbirliği yapıp İzmirliye hizmet etmek genel yönetimin de yerel yönetiminde görevidir. İzmirlilerin vergileri ile görev görüyor bütün kurumlar o kurumların başındakiler bu sakın unutulmasın. Bu sorunlar çözülmezken biz kendimize suni bir sorun yaratıyor. Olmayan bir soruna harcıyor enerjisini genel ve yerel yönetimler. Etrafımızda savaşlar nedeniyle ateş var. Bunun bize ekonomik olarak, sosyal olarak yansıması var. Bunları konuşmak gerekirken yani fakir fukaraya daha fazla nasıl yerel ve genel anlamda destek oluruzu konuşmak gerekirken hiç sorun olmaması gereken bir konu gündeme geliyor. Ya Allah aşkına bu vakıflar bu binayı alıp belediyenin elinden ne yapacak? Hani daha hani vakıf nedir? Vakfetmekten gelir değil mi? Yani kar amacı gütmeden insanların hizmetine kendini vakfetmeden gelen bir bizim tarihimizde yeri olan bir kurumdur. Amaç insanlara hizmetse şimdi belediye orayı ne yapmış? Aziz Kocaoğlu döneminde mükemmel bir iş yapılmış. Meslek fabrikası yapılmış ve işte rakamları açıkladılar. 10 sene içinde zannederim 150.000 yurttaş meslek sahibi olmuş. Bizim en can alıcı sorunumuz biliyorsun işsizliktir. Ve bu konuda meslek sahibi olmak çok önemli. 150.000 yurttaş gitmiş orada meslek öğrenmiş. Ya Vakıflar Müdürlüğü sen bunu belediyenin elinden alıp daha hangi ulvi bir şey yapacaksın orada? Bundan daha güzel ne yapılabilir orada?” ifadelerini de kullandı.
YORUMLAR
Yorum Yap