İZTO’dan İzmir’in geleceği için 2027-2030 yol haritası
İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, 2027-2030 dönemi hedeflerini açıklayarak kentin geleceğine ilişkin öncelikleri sıraladı. İzmir Körfezi’nin temizliği, Çeşme Turizm Projesi, ulaşım ve su güvenliğine dikkat çeken Özgener, “İzmir’in ihtiyacı yalnızca daha fazla proje değil; projeleri birbirine bağlayan ortak bir vizyon” dedi.
- | Son Güncelleme:
- | İzmir'de Son Dakika
İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, kentin geleceğine ilişkin projelerini ve önceliklerini açıklarken İzmir Körfezi’nin temizliğinden Çeşme Turizm Projesi’ne, ulaşımdan su güvenliğine kadar birçok başlıkta ortak hareket edilmesi gerektiğini söyledi. Özgener, “İzmir’in ihtiyacı yalnızca daha fazla proje değil; projeleri birbirine bağlayan ortak bir vizyon” dedi.
İzmir Ticaret Odası (İZTO), 2027-2030 dönemine ilişkin hedef ve projelerini Swissotel Büyük Efes’te düzenlenen bilgilendirme toplantısında paylaştı. Toplantıda konuşan İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, dünyadaki ekonomik ve teknolojik dönüşümün kentler açısından yeni sorumluluklar doğurduğunu belirterek İzmir’in sahip olduğu potansiyeli ortak bir vizyonla harekete geçirmesi gerektiğini ifade etti. Özgener, Körfez’in temizliği, turizm yatırımları, ulaşım ve kentsel altyapı gibi konularda kurumlar arası iş birliğinin önemine dikkat çekti.
Özgener, yapay zeka ile ilgili şunları söyledi:
"YAPAY ZEKA"
"Üstelik bu büyük kırılmaya, insanlık tarihinin en hızlı teknolojik dönüşümlerinden biri eşlik ediyor: Yapay zekâ.
Yapay zekâ muazzam fırsatlar sunuyor. Üretkenliği artırabilir; sağlıkta, hukukta, eğitimde, bilimde ve sanayide bugün çözmekte zorlandığımız pek çok soruna cevap verebilir. Ancak burada kritik bir tercih var. Daron Acemoğlu’nun da son çalışmalarında vurguladığı gibi mesele yalnızca daha güçlü makineler geliştirmek değil; yapay zekâyı insanın yerine geçen bir otomasyon aracı mı, yoksa insanın bilgisini, yeteneğini ve üretkenliğini büyüten bir araç hâline mi getireceğimiz.
Ekonomik ölçek baş döndürücü: 2025’te dünyadaki özel yapay zekâ yatırımları 345 milyar dolara ulaştı; bunun 286 milyar doları ABD’de gerçekleşti. Yanlış bir yönelim, daha fazla eşitsizlik, ücretler üzerinde baskı, nitelikli işlerin daralması ve ekonomik gücün daha az sayıda şirketin elinde toplanması anlamına gelebilir.
Yapay zekânın bize hatırlattığı en önemli gerçeklerden biri şu:
Teknoloji tek başına ne bir fırsat ne de bir tehdit değildir. Onu nasıl kullandığımız, nasıl yönettiğimiz ve toplumsal faydaya nasıl dönüştürdüğümüz geleceğimizi belirleyecek."
İKLİM KRİZİ
Özgener'in iklim krizi ile ilgili değerlendirmeleri şu şekilde:
"İklim krizi artık günümüzün bir gerçeği. Her geçen yıl farklı şekillerde tecrübe ettiğimiz ekstrem iklim olayları, içinde olduğumuz krizi gözler önüne seriyor. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün verilerine baktığımızda, son 50 yıl içerisinde hava koşulları kaynaklı afetlerin sayısında 5 katlık bir artış yaşandığını ve bunun ekonomik faturasının yaklaşık 3,5 trilyon ABD doları olarak gerçekleştiğini görüyoruz. Bugün, geldiğimiz aşama itibarıyla iklim kriziyle mücadele konusunda küresel ölçekte bir mutabakat var. Paris İklim Anlaşması, AB Yeşil Mutabakatı bu mücadeleye yön veren uluslararası gündemler.
Özellikle AB Yeşil Mutabakatı kapsamında 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması uyarınca karbon sertifikaları satışları 1 Şubat 2027’de başlayacak. Dış ticaretinin yarıya yakın kısmını AB ülkeleri ile yapan ülkemizde işletmelerimizin bu sürece uyum sağlamaları kritik öneme sahip. Kasım ayında ev sahipliği yapacağımız COP 31 Zirvesi, Türkiye’nin iklim kriziyle mücadeleye verdiği önemi ve döngüsel ekonomiye geçiş sürecinde üstlendiği öncü rolü ortaya koyuyor."
"ŞEHİRLERİN YENİ ROLÜ"
İzmir’in Karakteri ve Tarihi Sorumluluğu olarak nitelendiren Özgener, şu açıklamaları yaptı:
"Hiçbir kentin geleceği yalnızca sahip olduğu limanla, fabrikalarla, üniversitelerle ya da doğal kaynaklarla belirlenmiyor. Asıl belirleyici olan; değişimi ne kadar erken gördüğü, sahip olduğu imkânları nasıl bir araya getirdiği ve fırsatları ortak bir iradeyle nasıl değerlendirdiği.
Dünyanın dengeleri yeniden kurulurken şehirler artık bu değişimin yaşandığı yerler değil; değişimin yönünü etkileyen aktörler. Böylesi dönemlerde, geçmişi güçlü, dünyaya açık ve öncülük iddiası taşıyan şehirlerin sorumluluğu daha da büyüyor.
İzmir’in Karakteri ve Tarihî Sorumluluğu
İzmir tam olarak böyle bir şehir.
Çünkü İzmir yalnızca Türkiye’nin üçüncü büyük şehri değil. 4,5 milyon insanın yaşadığı, 8 bin 500 yıllık tarihsel birikimi bugüne taşıyan; limanıyla, ticaret kültürüyle, üretim kapasitesiyle ve yaşam biçimiyle yüzyıllardır dünyaya açık bir kent.
Bu açıklık coğrafi bir özellik değil, İzmir’in karakteri.
Bu kent tarih boyunca farklı kültürlerle ticaret yaptı, farklı yaşam biçimlerini yan yana taşıdı. Bir liman kentinin merakı, hareketliliği ve dışarıya bakma alışkanlığı İzmir insanını da şekillendirdi.
İzmirliler değişime mesafeli duran değil, dünyada ne olup bittiğini merak eden; yaşam kalitesine önem veren, girişimciliği, üretimi, eğitimi ve kültürü birlikte düşünebilen bir şehir kültürü oluşturdu.
Bu karakterin ekonomik karşılığı da güçlü. İzmir, 2,56 trilyon TL'lik gayrisafi yurt içi hasılasıyla Türkiye ekonomisinin %5,7'sini üreterek İstanbul ve Ankara'nın ardından üçüncü sırada yer alıyor. 2025’te 22,5 milyar dolarlık ihracatla, Türkiye’nin ilk üç ihracat merkezinden biri olan İzmir, ülke ihracatının yüzde 8,2’sini gerçekleştirdi. 2026’da da bu konumunu koruyor: Ocak-Eylül döneminde 17,6 milyar dolarlık ihracatla yine Türkiye üçüncüsü; İzmir’in öne çıkan bir başka özelliği ise geleneksel olarak net ihracatçı bir ekonomik yapıya sahip olması. Kentimiz ihracat fazlası veren ülkemizdeki sayılı kentlerin başında geliyor.
İzmir’in tarihindeki dönüm noktalarına baktığımızda yalnızca ticaret görmeyiz; fikir görürüz, cesaret görürüz, öncülük görürüz. Cumhuriyetin ekonomik geleceğinin tartışıldığı İzmir İktisat Kongresi’nden köklü fuarcılık geleneğine kadar bu kent, Türkiye’nin dünyayla nasıl ilişki kuracağına dair söz söylemiştir.
İzmir’in geçmişi bize şunu anlatıyor: Bu şehir en güçlü olduğu dönemlerde kendi sorunlarını çözmekle yetinmemiş, ülkenin geleceğine de katkı sunmuş. Bugün bize düşen aynı iddiayı sürdürmektir.
8 bin 500 yıllık bir kentin, dünyaya açık bir limanın, güçlü bir üretim ve ticaret merkezinin geleceği bekleme lüksü yoktur. İzmir’in değişimi uzaktan izlemesi değil, değişimin yönünü tartışması; fırsatları erken görmesi, risklere erken hazırlanması ve Türkiye’ye örnek olacak modeller geliştirmesi gerekir."
İZMİR TİCARET ODASI'NIN ROLÜ
Özgener, İzmir’in sahip olduğu potansiyel ile ilgili şunları kaydetti:
"İzmir’in sahip olduğu büyük potansiyeli, dünyadaki değişimi ve önümüzdeki dönemin bize yüklediği sorumlulukları konuştuk. Ancak bütün bunların bizi getirdiği çok önemli bir soru var: Bu büyük potansiyeli nasıl harekete geçireceğiz, İzmir için hayal ettiğimiz geleceği nasıl gerçeğe dönüştüreceğiz?
Çünkü bir şehrin geleceğini belirleyen sadece sahip olduğu ekonomik güç, doğal kaynaklar, altyapı ya da insan kaynağı değildir. Bütün bu imkânları hangi hedefler doğrultusunda kullandığı, kurumlarının ne kadar uyum içinde çalıştığı ve insanlarının ortak bir gelecek etrafında ne ölçüde buluşabildiği de en az bunlar kadar önemli.
İzmir’in gücü, farklılıkları bir arada yaşatabilen kültüründe, dünyaya açıklığında ve köklü üretim geleneğinde saklı. Ancak günümüzün dünyasında bu özellikleri korumak tek başına yeterli değil. Artık sahip olduğumuz birikimi ortak hedeflere, bu hedefleri de somut sonuçlara dönüştürmek zorundayız.
Bunun için öncelikle birbirimizi dinlemeye, farklı görüşlerden yararlanmaya, bilimin ve verinin ışığında doğru kararlar almaya ihtiyacımız var. Çünkü hiçbir kurum, hiçbir sektör, hiçbir kişi İzmir’in geleceğine ilişkin bütün soruların cevabına tek başına sahip olamaz.
Ortak akıl dediğimiz şey tam da budur. Herkesin aynı düşüncede olması değil, farklı düşüncelerin ortak bir hedef için buluşmasıdır. Birbirimizin bilgisinden, deneyiminden ve birikiminden güç alarak tek başımıza ulaşamayacağımız çözümleri birlikte üretmektir.
Ancak burada bir gerçeği de görmemiz gerekiyor. Dünyada doğru fikirlerden, iyi hazırlanmış raporlardan, büyük hedeflerden daha fazlasına ihtiyaç var. Çünkü en iyi fikir bile hayata geçmediği sürece sadece bir fikir olarak kalır.
Ortak aklın ortaya koyduğu hedefleri gerçekleştirmek için ortak iradeye ihtiyacımız var. Kararların arkasında duracak, sorumluluğu paylaşacak, zorluklar karşısında vazgeçmeyecek ve sonuç alana kadar birlikte çalışacak bir iradeye.
İşte bu nedenle İzmir’in geleceğine ilişkin yaklaşımımızı iki temel kavram üzerine kuruyoruz:
ORTAK AKIL, ORTAK İRADE.
Bu iki kavramı yalnızca güzel bir söz, bir temenni ya da bir toplantının ana fikri olarak görmüyoruz. Bunların İzmir’in geleceğini şekillendirecek bir çalışma kültürüne, kurumlarımız arasındaki ilişkileri güçlendirecek bir anlayışa ve her şeyden önemlisi somut sonuçlar üreten bir iş birliği modeline dönüşmesini istiyoruz.
Çünkü üretimde daha güçlü bir İzmir için sanayicimizin, üniversitelerimizin ve kamu kurumlarımızın birikimini buluşturmalıyız. Limanlarımızı ve lojistik altyapımızı geliştirmek için farklı kurumların imkânlarını birleştirmeliyiz. Çevremizi korumak, kentimizi afetlere hazırlamak, turizmimizi büyütmek ve yaşam kalitemizi yükseltmek için aynı hedeflere birlikte sahip çıkmalıyız.
Elbette her kurumun farklı yetkileri, görevleri ve sorumlulukları var. Ancak İzmir’in geleceği söz konusu olduğunda hiçbirimizin sorumluluğu yalnızca kendi kurumumuzun sınırlarında bitmiyor. Hepimizin bu büyük şehre karşı ortak bir sorumluluğu var.
Biz İzmir Ticaret Odası olarak kendimize tam da bu noktada önemli bir görev biçiyoruz. Sadece kendi sorumluluklarımızı yerine getiren değil, gerektiğinde öncülük eden, farklı kurumları bir araya getiren, ortak hedeflerin oluşmasına katkı sağlayan ve bu hedeflerin hayata geçmesi için elini taşın altına koyan bir kurum olmak istiyoruz.
Çünkü İzmir’in ihtiyacı yalnızca daha fazla proje değil; projeleri birbirine bağlayan ortak bir vizyon. Daha büyük hedeflerin yanı sıra o hedefleri gerçekleştirecek ortak bir kararlılık. Sadece geleceği konuşmak değil; geleceği birlikte kurmak.
Bizim inancımız çok açık: İzmir’in potansiyeli büyük, birikimi güçlü, insanı yetenekli. Bu gücü ortak akılla birleştirir, ortak iradeyle harekete geçirirsek, İzmir yalnızca değişen dünyaya uyum sağlayan değil, değişime yön veren şehirlerden biri olabilir.
Ortak akılla doğru yolu bulacağız. Ortak iradeyle o yolu birlikte açacağız.
İzmir, bazen en büyük zenginliklerini en küçük ayrıntılarda saklıyor. Ödemiş’in kayalıklarında kısa süre önce keşfedilen İzmir göbek otu da bunlardan biri. Dünyadaki diğer göbek otu türlerinden farklı olan ve bu özelliğinden ötürü endemik niteliği kazanan İzmir göbek otu; narin ama dirençli, eşsiz bir bitki. Kökleriyle toprağına tutunan, bütün güzelliğini bu coğrafyadan alan, İzmir’e özgü bir yaşamın simgesi.
Toplantımızın logosuna da ilham olan bu küçük çiçekte İzmir’in ruhunu görüyoruz. Farklılıklarıyla zenginleşen, köklerinden güç alan, bütün zorluklara rağmen yaşamı ve umudu büyüten bir kentin ruhunu... Ve biliyoruz ki böylesine değerli bir mirasa sahip çıkmak, tek başına hiçbirimizin başarabileceği bir iş değil. Birbirimizin bilgisine, emeğine, deneyimine ve kararlılığına ihtiyacımız var. Çünkü İzmir hepimizin; onu değerli kılan her şey de geleceğe taşıyacak gücümüz de ortak.
İşte bizim Ortak Akıl, Ortak İrade anlayışımızın özü de bu."
KURUMSAL PROJELER
Özgener, kurumsal projelerden şu şekilde bahsetti:
"Tek Adres: Kamu Hizmetleri Ofisi
İzmir Ticaret Odası bünyesinde üyelerimizin farklı kamu kurumlarındaki işleri için zaman kaybetmeden doğru bilgiye ve doğru yönlendirmeye ulaşabilecekleri, resmi dairelerdeki işlemleri için başvuru evraklarını doğrudan Odamızda teslim edebilecekleri, bir Ofis kurmayı hedefliyoruz. Bakanlıkların İl Müdürlükleri, SGK, Vergi Dairesi, İŞKUR ve üyelerimizin en fazla temas ettiği diğer kamu kurumlarının birer temsilcisinin bu ofiste görev yapmasını hedefliyoruz. Böylece üyelerimizin kamu işlemlerini hızlandırmayı ve bürokratik süreçlerde yaşanan zaman kaybını azaltmayı amaçlıyoruz.
2.2. İkiz Dönüşüm Merkezi
Yeşil dönüşüm ile dijital dönüşüm birbirinden ayrılmaz iki kavram. Günümüz dünyasında rekabetçiliğimizi korumak bu dönüşümlere ayak uydurmaktan geçiyor. Kuracağımız İkiz Dönüşüm Merkezi, KOBİ’lerimizin enerji verimliliği, karbon yönetimi, dijitalleşme, yapay zekâ ve iklim dostu teknolojilere uyum sağlama konularında onlara rehberlik edecek ve ihtiyaç duydukları mali ve teknik desteği sağlayacak.
Bugüne kadar üyelerimizin yurt içi ve yurt dışı fuarlara katılımlarına yönelik önemli destekler sağladık. Bizim görev dönemimizde uygulamasını başlattığımız Türkiye’de Odalar nezdinde ilk ve tek olan fuar desteğinin toplam tutarı 2026 yılı fiyatlarıyla 520 Milyon TL’ye ulaştı. Dört farklı kategori kapsamında verdiğimiz bu desteklerden toplamda 8.201 üyemiz yararlandı.
Benzer bir şekilde fuar desteklerine ilave olarak önümüzdeki dönemde üyelerimizin yeşil ve dijital dönüşüm yolculuklarına destek olmak için bütçemizden kaynak ayıracağız. Hayata geçireceğimiz ikiz dönüşüm destek mekanizması aracılığıyla karbon ayak izi ölçümünden enerji verimliliği etüt analizine, dijital olgunluk düzeyinin belirlenmesinden süreç analizlerine kadar farklı alanlarda üyelerimizin ihtiyaç duydukları teknik danışmanlık hizmetleri için maddi teşvik sağlayacağız.
2.3. İZTO Future Lab: Yapay Zekâ Destekli Dijital Test ve Simülasyon Merkezi
Yapay zekâ, konuşmamın başında da değindiğim üzere insanlık tarihinin en hızlı teknolojik dönüşümlerinden biri. Bu dönüşümü takip etmek ve iş süreçlerimizde bu dönüşümün gerektirdiği yenilikleri yapmak önümüzdeki dönemde işletmelerin ayakta durabilmesi için olmazsa olmaz nitelikte. İzmir Ticaret Odası olarak üyelerimizin yapay zekanın sunduğu imkanlardan yararlanabilmesi için İZTO Future Lab: Yapay Zekâ Destekli Dijital Test ve Simülasyon Merkezi kuracağız. Merkez bünyesinde işletmelerin doğal afet ve krizler karşısındaki hazırlık kapasiteleri test edilecek ve işletme özelinde kurumsal dayanıklılık karneleri hazırlanacak. Bunun yanı sıra işletmeler yeni bir yatırım projesi öncesinde merkez bünyesinde hizmet verecek Dijital Yatırım Simülatörü aracılığıyla bu yatırımlarına ilişkin olası risk ve fırsatları simüle edebilecek. Böylece üyelerimizin krizlere hazırlık ve veriye dayalı yönetim kapasitelerine önemli bir katkı sağlamış olacağız.
2.4.Stratejik ve Ekonomik Araştırmalar Merkezi
Oda bünyesinde uzmanlardan oluşturulacak bir ekibin görev alacağı araştırma merkezinde, yapay zekâ ve dijital teknolojiler başta olmak üzere dünyadaki mega eğilimler, sektörel analizler, makro ekonomik raporlar, uluslararası jeopolitik gelişmeler, geleceğin sektörleri vb. alanlarda stratejik araştırmalar yapılacak.
Ticaret için geleceğe dair doğru öngörüler yapmak kritik öneme sahip. Olası risklere karşı tedbir almak ya da olası fırsatları değerlendirmek için bilimsel yöntemlerin ürünü olan veriye dayalı öngörülere ihtiyaç var. Bu araştırma biriminde aynı zamanda önümüzdeki dönemde hayata geçireceğimiz Endeks İzmir Platformu’nda kent ekonomisinin nabzını tutmaya yönelik sektör bazlı endeksler ve göstergeler paylaşacağız. Böylece üyelerimiz için ticaret ve yatırım kararlarında yön gösterici güçlü bir bilgi altyapısı inşa etmek istiyoruz.
2.5. Bir Vefa Projesi: İleri Yaş Sağlıklı Yaşam Merkezi
Ülkemizin refah seviyesi yükseldikçe ortalama ömür süremiz de artıyor. Bununla birlikte giderek artan yaşlı nüfusa yönelik hizmet kapasitesinin büyütülmesi ve çeşitlendirilmesi önemli bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkıyor. İzmir Ticaret Odası olarak önümüzdeki dönemde üyelerimize yönelik bir Vefa Projesini hayata geçirmek istiyoruz. İzmir Ekonomi Üniversite’mizin Güzelbahçe Kampüsünün ilk etabı tamamlandıktan sonra Balçova Kampüsümüzün bir bölümünde yüksek kalite standartlarında hizmet verecek bir İleri Yaş Sağlıklı Yaşam Merkezi kuracağız. Bu merkez, kurum olarak sahip olduğumuz üst düzey sosyal sorumluluk bilincinin somut bir nişanesi olarak tüm üyelerimize hizmet verecek.
2.6. İZTO Vakfı Koleji
İzmir Ekonomi Üniversitesi ile hem İzmir’e hem de Türkiye’ye önemli bir kurum kazandırdık. Bu yıl 25. yaşını kutladığımız üniversitemiz ile yükseköğretim düzeyinde elde ettiğimiz başarıyı, ilk ve ortaöğretim düzeyine de taşımak ve yeni bir eğitim kurumunu daha İzmir’e kazandırmak istiyoruz. Bunun için önümüzdeki dönemde ilk ve ortaöğretim düzeyinde hizmet verecek İZTO Vakfı Koleji’ni kuracağız. Uluslararası standartlarda eğitim vermesini hedeflediğimiz Kolejimizde öğrencilerimizi sadece akademik olarak değil kültürel farkındalıkları yüksek, dünya sorunlarına duyarlı ve sorumluluk sahibi bireyler olarak hayata hazırlamak istiyoruz.
2.7. Dünya Odalar Kongresi 2031 Adaylığı
2031 yılında İzmir Enternasyonal Fuarı’nın 100. Yılını kutlayacağız. Kentimiz için böylesine önemli bir tarihi, Dünya Odalar Kongresi’ne ev sahipliği yaparak taçlandırmak istiyoruz. Bu kapsamda, 2031 yılında Dünya Odalar Kongresi’ne ev sahipliği yapmak için adaylık başvurusunda bulunacağız. TOBB ile koordineli bir şekilde yürüteceğimiz başvurumuzun kabul edilmesi için gerekli lobi faaliyetlerini yürütecek ve dünyanın dört bir yanından iş dünyası temsilcilerini 2031 yılında İzmir’de buluşturmak için elimizden gelen her türlü gayreti göstereceğiz.
2.8. Levanten Kültür Rotası
İzmir, önemli bir Levanten kültür mirasına ev sahipliği yapıyor. Bu kültür mirasını uluslararası alanda tanıtmak ve kent turizmine katma değeri yüksek bir katkı sağlamak amacıyla İzmir gibi Levanten kültür mirasına ev sahipliği yapan Selanik, Beyrut ve İskenderiye şehirleriyle birlikte bir Levanten Kültür Rotası oluşturmak için birlikte çalışacağız. Odamızın liderlik edeceği çalışmalar neticesinde oluşacak rotanın, Avrupa Konseyi Kültür Rotaları Ağına akredite edilmesi için başvuruda bulunacağız. Bununla kentimizin Levanten kültür mirasını uluslararası kültür turizmi açısından güçlü bir ürüne dönüştürmeyi hedefliyoruz.
2.9. Avrupa Tarihi Termal Kentler Kültür Rotası
İzmir, Agamemnon Kaplıcaları başta olmak üzere tarihi birçok kaplıcaya sahip. Her biri ayrı birer şifa kaynağı olan bu kaplıcalarımızın uluslararası alanda daha fazla tanınmasını sağlamak amacıyla Avrupa Konseyi bünyesinde 2009 yılında oluşturulan Avrupa Tarihi Termal Kentler Kültür Rotasına üye olmak için ilgili paydaşlarımızla iş birliği içerisinde adaylık başvurusu yapacağız. Avrupa’nın 20 farklı ülkesinden 53 kentin yer aldığı bu rotanın bir parçası olmanın, şehrimizin termal turizm potansiyelinin değerlendirilmesi adına önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.
Ancak İzmir’in geleceği yalnızca Odamızın doğrudan hayata geçireceği projelerle sınırlı değil. Kentin ölçeği, potansiyeli ve önündeki fırsatlar; farklı kurumların ortak iradesini gerektiren daha büyük stratejik başlıkları da önümüze koyuyor.
Çünkü bazı meseleler tek bir kurumun yetkisiyle, tek bir yatırımla ya da kısa vadeli çözümlerle ele alınamaz. Üretimden lojistiğe, turizmden ulaşıma, tarımdan hizmetlere, çevreden yaşam kalitesine kadar İzmir’in geleceğini belirleyecek alanlarda ortak bir yön duygusuna, uzun vadeli planlamaya ve güçlü bir iş birliğine ihtiyaç var.
Biz bu başlıklarda doğrudan uygulayıcı olmayabiliriz; ancak iş dünyasının temsilcisi olarak ihtiyaçları ortaya koymak, doğru öncelikleri gündemde tutmak, ortak aklın oluşmasına katkı vermek ve çözüm üretecek kurumları aynı hedef etrafında buluşturmak da sorumluluğumuzun bir parçası.
Bu nedenle şimdi, İzmir’in önümüzdeki çeyrek yüzyılını şekillendireceğine inandığımız stratejik alanlara geçmek istiyorum."
3. İZMİR İÇİN STRATEJİK ÖNCELİKLER
4,5 milyonluk bir metropolün üretim alanlarını, lojistik altyapısını, turizmini, çevresini ve ulaşımını birbirinden bağımsız düşünmek artık mümkün değil. İzmir’in önümüzdeki çeyrek yüzyılını belirleyecek kararları bugünden tartışmak, ihtiyaçları önceden görmek ve farklı kurumların ortaklaşabileceği bir yön ortaya koymak zorundayız.
Bu nedenle İzmir için dört büyük stratejik alanın özellikle ön plana çıktığını düşünüyoruz: üretimin geleceği, liman ve lojistik altyapısı, katma değerli turizm ile yaşam kalitesi ve kent dayanıklılığı."
İZMİR EKONOMİ ÜNİVERSİTESİ
Özgener, İzmir Ekonomi Üniversitesi ile ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:
"Buraya kadar kurum olarak yapmak istediklerimizi ve İzmir’in geleceğine dair düşüncelerimizi paylaştık. Bunları söylemek kadar yapmak, hayata geçirmek de önemli ve bunun için de en büyük ihtiyacımız yetişmiş insan gücü. İyi eğitilmiş bir beşerî sermayeniz yoksa istediğiniz kadar düşünün, proje yapın, bunları hayata geçirmeniz mümkün değil. İzmir Ticaret Odası olarak eğitimin her şeyin temeli olduğu gerçeğinin farkında olarak 25 yıl önce İzmir Ekonomi Üniversitesi’ni kurduk. İzmir’e ve Türkiye’ye kazandırdığımız büyük bir eser olarak Üniversitemiz, bugün hem İzmir hem de ülkemiz için pırıl pırıl gençler yetiştiriyor. Bu vesileyle sizlere son 8 yıl içerisinde İzmir Ekonomi Üniversitesi özelinde yaptıklarımızdan ve Güzelbahçe Kampüsümüzden bahsetmek istiyorum.
2018 yılında göreve geldiğimiz günden bugüne kadar geçen 8 yıllık süre zarfında Üniversitemizi geliştirmek ve daha ileriye taşımak adına birçok çalışma yaptık ve proje yürüttük. Çabalarımız kısa sürede meyvesini vermeye başladı. 2020-2026 dönemi boyunca programlarımızın ortalama doluluk oranı yüzde 98,2 olarak gerçekleşti. Bu oran, ülkemizdeki vakıf üniversitelerinin ortalama doluluk oranlarının yaklaşık 13 puan üzerinde bir seviyeyi ifade ediyor. Scopus ve Web of Science gibi saygın indekslerde İzmir Ekonomi Üniversitesi adına kayıtlı bilimsel çalışmaların yarısından fazlası da aynı dönem içerisinde üretildi.
Önümüzdeki dönemde Güzelbahçe Kampüsümüzün tamamlanmasıyla birlikte Üniversitemiz için yeni bir sayfa açmış olacağız. Mimari projesi dünyanın en saygın uluslararası organizasyonları arasında yer alan Dünya Mimarlık Festivali’nde finale kalan Güzelbahçe Kampüsümüzün en önemli özelliği, çevreci, yeşil ve akıllı bir kampüs olması.
Aslında Güzelbahçe’de yeni bir kampüsten ziyade öğrenci odaklı yeni nesil bir üniversite yaşam alanı inşa ediyoruz. Tüm etapları tamamlandığında 173 bin m2 kapalı alana sahip olacak kampüsümüzün sadece dersliklerden ve ofislerden ibaret olarak görülmesini istemem.
14.500 m2 büyüklüğünde Ar-Ge Merkezi, 8.000 m2 büyüklüğünde modern kütüphanesi, 5.000 m2 büyüklüğünde Kültür Merkezi, uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapabilecek spor salonları, yarı olimpik yüzme havuzu, 19.500 m2 büyüklüğünde öğrencilerin sosyal etkileşim alanı olarak planlanan kozmos alanları, koşu ve yürüyüş parkurları ile 24 saat yaşayan ve üreten bir kampüsü hayata geçiriyoruz.
Toplam yatırım maliyeti 120 Milyon ABD doları olan ve tamamını kendi öz kaynaklarımızla yaptığımız Güzelbahçe Kampüsümüzün ilk etabını 2027-2028 akademik yılı başlarken hizmete açacağız. Böylece, 25 yılı geride bırakan üniversitemizin tarihinde önemli bir kilometre taşını daha kat etmenin gururunu hep birlikte yaşayacağız.
Geleceğin İzmir’i için çalışacak ve İzmir’in Geleceğini inşa edecek İzmir Ekonomi Üniversitesi mezunu gençlerimiz, İzmir Ticaret Odası olarak en büyük gurur ve övünç kaynağımız olacak!
5. SONSÖZ: İZMİR’İN GELECEĞİ & GELECEĞİN İZMİR’İ
Değerli Konuklar,
Bugün sizlerle İzmir’in geleceğine ilişkin hedeflerimizi, projelerimizi ve önceliklerimizi paylaştık. Üretimden ticarete, eğitimden teknolojiye, limanlardan turizme, çevreden yaşam kalitesine kadar pek çok alanda yapmak istediklerimizi anlattık.
İzmir’in geleceği, herhangi bir kurumun tek başına yazabileceği bir hikâye değil. Bu hikâyenin içinde hepimiz varız.
Çünkü İzmir’in gücü yalnızca limanlarından, fabrikalarından, ticaretinden ya da sahip olduğu doğal güzelliklerden gelmiyor. İzmir’in asıl gücü insanında, birikiminde, farklı düşünceleri bir araya getirebilme yeteneğinde ve birlikte başarma kültüründe yatıyor.
Bu kentin geleceği için hepimize düşen sorumluluklar var. Merkezi ve yerel yönetime, üniversitelere, meslek kuruluşlarına, iş dünyasına ve sivil topluma düşen sorumluluklar var. Elbette farklı görüşlerimiz, farklı önceliklerimiz, farklı çözüm önerilerimiz olabilir. Zaten ortak akıl, herkesin aynı şeyi düşünmesi demek değil. Farklı düşüncelerin aynı masada buluşabilmesi, ortak hedeflerde birleşebilmesi demek.
Ama tek başına ortak akıl da yetmez.
En doğru fikirleri geliştirebilir, en kapsamlı raporları hazırlayabilir, en büyük hedefleri ortaya koyabiliriz. Ancak bunları gerçekleştirecek kararlılığı gösteremezsek, bütün o fikirler kâğıt üzerinde kalır.
Ortak akıl bize hangi yöne gitmemiz gerektiğini gösterir. Ortak irade ise o yönde birlikte ilerlememizi sağlar.
Biz İzmir Ticaret Odası olarak tam da bu anlayışla hareket etmek istiyoruz. Gerektiğinde öncülük eden, gerektiğinde destek veren, her koşulda sorumluluk üstlenen bir kurum olmaya devam edeceğiz. Kentimizin geleceği söz konusu olduğunda birlikte çalışmanın, birlikte üretmenin ve birlikte başarmanın gücüne inanıyoruz.
Çünkü biliyoruz ki bir kentin geleceğini yalnızca sahip olduğu imkânlar belirlemez. O imkânları değerlendirme cesareti, değişime hazırlanma yeteneği ve geleceği birlikte kurma kararlılığı belirler.
İzmir’in 8 bin 500 yıllık tarihi bize büyük bir miras bıraktı. Dünyaya açık olmayı, ticareti, üretimi, farklı kültürlerle birlikte yaşamayı ve öncülük etmeyi öğretti. Cumhuriyetimizin ekonomik geleceğinin tartışıldığı İzmir İktisat Kongresi’nden bugüne kadar bu kent, sadece kendi geleceği için değil, Türkiye’nin geleceği için de önemli sorumluluklar üstlendi.
Bizden önceki kuşakların bıraktığı bu büyük mirası korumak kadar, bizden sonra gelecek kuşaklara nasıl bir İzmir bırakacağımızı düşünmek de bizim sorumluluğumuz.
Daha fazla üreten, daha yüksek değer yaratan, dünyayla daha güçlü rekabet eden bir İzmir istiyoruz. Ancak bununla yetinmiyoruz. Doğasını koruyan, kültürüne sahip çıkan, afetlere hazırlıklı, gençlerine fırsatlar sunan, insanlarının güvenle ve mutlulukla yaşadığı bir İzmir istiyoruz.
Geçmişinin zenginliğiyle yetinmeyen, geleceği için cesaretle adım atan bir İzmir...
Değişimi uzaktan izlemeyen, değişime yön veren bir İzmir...
Yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın örnek aldığı bir İzmir...
Bunlar ulaşılmaz hayaller değil. Sahip olduğumuz birikime, insanımıza ve kurumlarımızın gücüne baktığımızda, hepsini gerçekleştirebilecek imkânlara sahip olduğumuzu görüyoruz.
İhtiyacımız olan, bu büyük potansiyeli ortak bir hedefe dönüştürmek. Fikirlerimizi, deneyimlerimizi, kaynaklarımızı ve enerjimizi aynı gelecek için birleştirmek.
Kentimizin başarıları hepimizin, sorunları hepimizin, sorumluluğu da hepimizin.
Ve inanıyorum ki İzmir’in önündeki en büyük fırsat, yalnızca sahip olduğu ekonomik güç ya da coğrafi avantajlar değil; bu şehir için birlikte hareket edebilecek milyonlarca insanın varlığıdır.
İzmir’in geleceğini birbirimizden beklemeyelim. Birlikte üstlenelim, birlikte çalışalım, birlikte başaralım.
Gücümüzü ortak aklımızdan, cesaretimizi ortak irademizden alalım.
Ve hep birlikte, geçmişinden aldığı güçle geleceğe yön veren bir İzmir yaratalım."
YORUMLAR
Yorum Yap