1. Anasayfa
  2. Haberler
  3. Güncel
  4. Milyonluk tazminatların perde arkası: Down sendromlu doğumda hekimin sorumluluğu

Milyonluk tazminatların perde arkası: Down sendromlu doğumda hekimin sorumluluğu

Son günlerde Down sendromlu doğan bebekler nedeniyle kadın doğum uzmanı hekimler hakkında verilen ve milyonlarca liraya ulaşan tazminat kararları, kamuoyunda ciddi bir tartışmayı da beraberinde getirdi. “Bu tazminatlar neden veriliyor?”, “Her Down sendromlu doğum hekimin sorumluluğu mudur?” soruları, ister istemez herkesin aklında.

  • | Son Güncelleme:
  • | İzmir'de Son Dakika

Sorumluluğu

Değerli okurlar,
Son günlerde Down sendromlu doğan bebekler nedeniyle kadın doğum uzmanı hekimler
hakkında verilen ve milyonlarca liraya ulaşan tazminat kararları, kamuoyunda ciddi bir
tartışmayı da beraberinde getirdi. “Bu tazminatlar neden veriliyor?”, “Her Down sendromlu
doğum hekimin sorumluluğu mudur?” soruları, ister istemez herkesin aklında.
Hukuk penceresinden bakıldığında cevap nettir: Mesele Down sendromunun varlığı değil,
ailenin Down sendromu riskine dair bilgilendirilmemesidir.
Doktor ile hasta arasındaki ilişki, yalnızca bir tedavi sürecinden ibaret değildir. Bu ilişki,
tarafların karşılıklı güvenine dayanan bir sözleşmedir. Bu sözleşmenin en kritik unsuru ise
hekimin aydınlatma yükümlülüğüdür. Zira kadın doğum hekimi yalnızca tıbbi müdahaleyi
doğru yapmakla yetinemez. Aynı zamanda:
 Doğum öncesi, doğum ve doğum sonrası ortaya çıkabilecek riskleri,
 Güncel tıbbi gelişmeler ışığında bilinmesi gereken hastalık ve olasılıkları,
 Bebeğin sağlık durumu ve yaşam beklentisini anne adayına açık, sade ve anlaşılır bir
dille anlatmakla yükümlüdür.
Hasta, ancak yeterince bilgilendirildiyse özgür iradesiyle karar vermiş sayılır. Down
sendromu gibi genetik durumlara ilişkin tarama testlerinin, risklerin ya da olası sonuçların
anne adayına gereği gibi açıklanmaması, kişinin kendi hayatı ve geleceği hakkında karar
verme hakkını fiilen ortadan kaldırır.
Aydınlatma, teknik terimlerle geçiştirilen bir formalite değildir. Hekim; testlerin neden
gerekli olduğunu, neyi ortaya koyduğunu, hangi sonuçlara yol açabileceğini ve olası hata
paylarını da anlatmak zorundadır. Bu, hekimin özen ve sadakat borcunun bir gerekliliğidir.
Son dönemde gündeme gelen yüksek tazminat kararlarının temelinde, ailenin hayat boyu
taşımak zorunda kaldığı ağır yük yer alır. Yargıtay içtihatları, yalnızca çocuğun bakım, tedavi
ve özel eğitim giderlerini değil; anne ve babanın yaşadığı derin psikolojik yıpranmayı da

tazminat kapsamında değerlendirmektedir. Ancak burada altı özellikle çizilmesi gereken bir
husus vardır: Her Down sendromlu doğum, tek başına hekimin mesleki sorumluluğunu
doğurmaz. Zira hukukun ölçütü; gebelik sürecinin tıbbın gereklerine uygun biçimde, gerekli
dikkat ve özenle yürütülüp yürütülmediği ve anne adayının bilinçli bir tercihte bulunabilmesi
için sürecin gereği gibi aydınlatılıp aydınlatılmadığıdır.
Sonuç olarak, Down sendromlu bir bebeğin dünyaya gelmesi, hekim bakımından ancak
aydınlatma ve özen yükümlülüğünün ihlali hâlinde hukuki sorumluluk doğurabilecek bir
süreci gündeme getirir. Hekimin özen borcu ve aydınlatma yükümlülüğü, hem annenin hem
de bebeğin menfaatini kendi menfaatinin önünde tutmasını gerektirir. Tıp ne kadar ilerlerse
ilerlesin, hukuk her zaman bilgilendirilmiş bir vicdanla verilen kararın arkasında durur.
Beyaz önlüklerin şifasına, hukukun güvencesine emanet olduğunuz sağlıklı günler
dilerim.

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış.İlk yorum yapan sen ol...

Yorum Yap

Bu Alan Boş Bırakılamaz
Bu Alan Boş Bırakılamaz
Yorum Yapma Şartlarını Kabul Etmediniz