1. Anasayfa
  2. Haberler
  3. Röportajlar
  4. Ödemiş Ziraat Odası Başkanı Kocaağa: Türkiye’de en çok vergiyi çiftçi ödüyor

Ödemiş Ziraat Odası Başkanı Kocaağa: Türkiye’de en çok vergiyi çiftçi ödüyor

Ödemiş Ziraat Odası Başkanı Ahmet Kocaağa, Egeli Gazete TV ekranlarında Tuncer Beybağ’ın konuğu oldu. Küçük Menderes Havzası ve tarım hayvancılığa dair değerlendirmelerde bulunan Kocağa, "Türkiye’de en çok vergiyi çiftçi ödüyor" diye konuştu.

  • | Son Güncelleme:
  • | İzmir'de Son Dakika

EGELİ GAZETE- Egeli Gazete TV ekranlarında tarım araştırmacısı Tuncer Beybağ’ın sunduğu “Toprağın Sesi” programının konuğu, Ödemiş Ziraat Odası Başkanı Ahmet Kocaağa oldu. Yayında Küçük Menderes Ovası’nın önemi ve çiftçilerin yaşadığı sorunlar masaya yatırıldı. Beybağ’ın sorularını yanıtlayan Kocaağa, Küçük Menderes Havzası’nda tarımsal üretimin bütün zorluklara rağmen sürdüğünü ancak çiftçinin giderek ağırlaşan ekonomik koşullar altında ayakta kalmakta zorlandığını söyledi. Bölgenin Türkiye’nin en verimli tarım alanlarından biri olduğunu vurgulayan Kocaağa, buna rağmen üreticinin çoğu zaman ürününden hak ettiği geliri elde edemediğini ifade etti. 

 

Tarımın ülke ekonomisinin temel omurgalarından biri olduğunu vurgulayan Kocaağa, buna rağmen gerçek üreticilerin ve hayvancıların siyasette yeterince temsil edilmediğini söyledi.

 

“TÜRKİYE’NİN EN AĞIR VERGİ YÜKÜNÜ TAŞIYAN KESİM ÇİFTÇİ”

Tarımın doğa koşullarına açık, riskli ve kırılgan bir alan olduğunu vurgulayan Kocaağa, buna rağmen çiftçinin zarar ettiği dönemde bile vergi ödemeye devam ettiğini belirtti. Mazottan gübreye, elektrikten üretim girdilerine kadar her kalemde vergiyle karşı karşıya kaldıklarını ifade eden Koca, Türkiye’de en ağır vergi yükünü taşıyan kesimin çiftçi olduğunu dile getirdi.

 

 

 

 

“ÇİFTÇİ TOPRAK MİSALİ HEP AŞAĞIDA KALIYOR”

“Çiftçi emeğinin karşılığını alabiliyor mu?” sorusunu yanıtlayan Kocaağa, “Çoğu zaman alamıyoruz. Mazot, gübre, elektrik gibi girdiler sürekli artıyor. Zarar etsek bile vergi ödüyoruz. Üretici fiyat belirleyemiyor, sözleşmeli tarımda şartlar hep sanayicinin lehine oluyor. Ürün tarladan markete ulaşana kadar aradaki aracılar kazanıyor, çiftçi ve tüketici mağdur oluyor. Çiftçi toprak misali hep aşağıda kalıyor” dedi. 

 

 

“İLERDE TANEYLE ALACAKLAR”

“Üretici sıkıntı yaşıyor. Tüketici de memnun değil” diyen Kocaağa, “Şu pahalı bu pahalı deniyor burada üretici para kazanamıyor. Tüketici de memnun değil. Memnun olan aracılar ama onlara d bir şey denmiyor. İlerde insanlar taneyle almaya başlayacaklar” dedi.

 

“GENÇLER TARIMDAN UMUDU KESİP ŞEHRE GÖÇ EDİYOR”

 “Genç kuşak tarımdan uzaklaştığını vurgulayan Kocaağa, “Çiftçilerin yaş ortalaması 59’a çıktı. Gençler tarımdan umudunu kesip şehre göç ediyor. Tarımda sürdürülebilirlik için gençlerin teşvik edilmesi şart” diye konuştu. 

 

 

“OKUL SÜTÜ DEVLET PROJESİ HALİNE GETİRDİK”

Kocaağa, “Geçmişte bize dinleyen, derdimizi anlatabildiğimiz, beraber çalışabildiğimiz bir yerel siyasetçimiz vardı. Aziz Kocaoğlu. Büyükşehir Belediye Başkanımız. Fidan dağıtmakta yardımcı oldu. Hem istihdam yarattı hem de fidanlar dağıtıldı. Tarıma, ürettiği ürünlerden satışa katkı sağladı. O dönemde de bölgemizde öyle çok büyük tesisler yoktu. Pastörize süt onu paketleme derken onu Okul süt olarak Aziz Kocaoğlu ile başladık. Sonra bu proje devlet projesi haline geldi. Türkiye'de devlet de dağıtmaya başladı. Ödemiş’te başlayan proje bütün Türkiye’ye örnek oldu” dedi. 

 

 

“ENFLASYON VE YÜKSEK FAİZ ORTAMINDA ÇİFTÇİ ZOR DURUMA DÜŞÜYOR”

Patates üretiminde fire oranlarının olağanüstü yükseldiğini ve bunun çiftçiyi mağdur ettiğini dile getiren Kocaağa, bazı firmaların yüzde 25-30’a varan fire düşümleri yaptığını, bunun kabul edilemez olduğunu söyledi. Ayrıca ödemelerin geciktirildiğini, enflasyon ve yüksek faiz ortamında çiftçinin daha da zor duruma düştüğünü vurguladı.

 

 

“ÇİFTÇİ SİYASETTE YETERİNCE TEMSİL EDİLMİYOR”

Tarımın ülke ekonomisinin temel omurgalarından biri olduğunu vurgulayan Kocaağa, buna rağmen gerçek üreticilerin ve hayvancıların siyasette yeterince temsil edilmediğini söyledi. Parlamentoda çiftçinin içinden gelen isimlerin yok denecek kadar az olduğunu dile getiren Kocaağa, tarımsal politikaların sahadaki gerçek üreticilerle daha fazla istişare edilerek oluşturulması gerektiğini ifade etti.

 

“KÜÇÜK MENDERES’İN GÜCÜ BÜYÜK, SORUNLARI DA DERİN”

Küçük Menderes Havzası’nın yalnızca ova üretimiyle değil, yayla ve dağlık alanlardaki çeşitlilikle de öne çıktığını kaydeden Kocaağa, kestane, ceviz, incir, zeytin, kiraz, elma, çilek, fidancılık ve süs bitkilerinin bölgenin öne çıkan üretim kalemleri arasında yer aldığını söyledi. Bazı alanlarda yılda üç ürün alınabildiğini belirten Kocaağa, buna rağmen üretimin planlama, depolama ve sanayi altyapısı bakımından desteklenmediğini ifade etti.

 

 

“SU YÖNETİMİ VE DOĞA DENGESİ UYARISI”

Bölgenin geleceği açısından su yönetiminin kritik önemde olduğunu vurgulayan Kocaağa, Beydağ Barajı başta olmak üzere mevcut su kaynaklarının daha verimli kullanılması gerektiğini söyledi. Kış aylarında boşa akan suların depolanmasıyla Ödemiş, Tire, Bayındır, Kiraz ve Beydağ’ın önemli ölçüde rahatlayabileceğini belirten Kocaağa, su projelerinde yerel bilginin ve doğa dengesinin mutlaka dikkate alınması gerektiğini kaydetti. Geçmişte yapılan bazı baraj ve altyapı projelerinde bölge insanının yeterince dinlenmediğini savunan Kocaağa, su döngüsünün bozulmasının bugün yaşanan kuraklık ve yeraltı su kayıplarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi.

 

 

“HAYVANCILIKTA DA TABLO AĞIR”

Ödemiş ve çevresinin İzmir’in en önemli büyükbaş hayvancılık merkezlerinden biri olduğunu belirten Kocaağa, buna rağmen hayvancılığın da ciddi bir darboğazda bulunduğunu dile getirdi. Modern tesis ve teknolojiye geçişin çok maliyetli olduğunu, hayvancılığı bırakan üreticinin yeniden sektöre dönmediğini söyleyen Kocaağa, et ve süt fiyatlarındaki dengesizliklerin de üreticiyi ezdiğini belirtti. 

Sütün üreticide düşük fiyata alındığını, ancak yoğurt ve peynir gibi ürünlerin raf fiyatlarının katlanarak arttığını ifade eden Kocaağa, “Yük yine üreticinin sırtına yükleniyor ama kazanan o olmuyor” dedi.

 

 

“DEPOLAMA VE İŞLEME TESİSİ OLMADAN ÇÖZÜM MÜMKÜN DEĞİL”

Tarımda asıl eksiklerden birinin depolama ve işleme altyapısı olduğunu söyleyen Kocaağa, yılda iki kez patates üreten Ödemiş’te bile entegre bir patates işleme tesisi bulunmadığını vurguladı. Ürünün katma değere dönüştürülemediğini, depolanamadığını ve bu nedenle çiftçinin çoğu zaman ürününü ucuza elden çıkarmak zorunda kaldığını ifade etti. Bölgede tarım sanayisinin güçlendirilmesi, depolama alanlarının artırılması ve üreticiye yönelik yatırım desteklerinin yaygınlaştırılması gerektiğini kaydeden Kocaağa, özellikle İzmir’in tarımsal hibelerden yeterli pay alamadığını söyledi.

 

 

“ÜRETİCİYİ KAYBEDERSEK TÜKETİCİ DE KAYBEDER”

Ahmet Kocaağa, tüm sorunlara rağmen üreticinin toprağını terk etmeden üretmeye devam ettiğini ancak bu tablonun sürdürülebilir olmadığını belirtti. Üreticinin korunmadığı bir sistemde tüketicinin de uzun vadede kaybedeceğini vurgulayan Kocaağa, tarım politikalarının sahadaki gerçek ihtiyaçlara göre yeniden şekillendirilmesi çağrısında bulundu.

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış.İlk yorum yapan sen ol...

Yorum Yap

Bu Alan Boş Bırakılamaz
Bu Alan Boş Bırakılamaz
Yorum Yapma Şartlarını Kabul Etmediniz