1. Anasayfa
  2. Haberler
  3. Güncel
  4. Savaşların ateşinde Türk Devrimi "vadedilmiş ihanetler ve İlber Ortaylı’nın ardından

Savaşların ateşinde Türk Devrimi "vadedilmiş ihanetler ve İlber Ortaylı’nın ardından

Ortadoğu füzelerle sarsılırken, içeride "Vadedilmiş Topraklar" rüyası görenler ve Cumhuriyet’in temellerine sosyal medya yalanlarıyla saldıranlar aynı cephede birleşiyor. Türk Devrimi’nin barışçı gücü ile Siyasal İslam’ın yıkıcı dili arasındaki o ince çizgide, Türkiye’nin beka mücadelesini analiz ediyoruz.

  • | Son Güncelleme:
  • | İzmir'de Son Dakika

Ortadoğu füzelerle sarsılırken, içeride "Vadedilmiş Topraklar" rüyası görenler ve Cumhuriyet’in temellerine sosyal medya yalanlarıyla saldıranlar aynı cephede birleşiyor. Türk Devrimi’nin barışçı gücü ile Siyasal İslam’ın yıkıcı dili arasındaki o ince çizgide, Türkiye’nin beka mücadelesini analiz ediyoruz.

Emperyalizmin Yeni Sahnesi: 1919’un Rövanşı mı?

Bugün bu satırları, ABD-İsrail-İran geriliminin tam merkezinde, füzelerin komşu topraklara vızır vızır düştüğü vahşi bir atmosferde yazıyorum. Manzara tanıdık: Tıpkı 15 Mayıs 1919’da emperyalizmin figüranlarını İzmir’e sürdüğü gibi, bugün de aynı "mizansen" İran üzerinden sahneleniyor. Hedef yine aynı: Bölgeyi istikrarsızlaştırıp enerji kaynaklarına çökmek.

Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’nda olduğu gibi bu ateşin dışında kalabiliyorsa, bunu Türk Devrimi’nin "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesine ve tam bağımsızlık karakterine borçludur.

Sosyal Medya Lağımı: "İtiraf" Süslü Cumhuriyet Düşmanlığı

Son günlerde "Selami Korkmaz" gibi sahte profiller üzerinden servis edilen "Bir Yahudi’nin İtirafı" başlıklı metinler, dijital bir "beşinci kol" faaliyetidir. Jak Kamhi’den Taha Akyol’a isimler karıştırılarak uydurulan; Kurtuluş Savaşı’nın bir "tiyatro", Cumhuriyet’in ise bir "Yahudi planı" olduğu yalanı, 100 yıldır Siyasal İslam’ın ve sahte liberallerin ısıtıp sunduğu bir zehirdir.

Bu iftiralar, aslında Türkiye’nin kuyusunu kazma faaliyetidir. Çünkü onlar biliyor ki; bu milletin tarihsel meşruiyetini sarsmadan, ülkeyi teslim alamazlar.

"Vadedilmiş Topraklar" ve Terörün Siyasi Vesayeti

Dışarıda namlular parıldarken, içeride "Terörsüz Türkiye" hedefinin önündeki en büyük engel, terörün kontrolündeki siyasi dildir. Mardin Kızıltepe’de yükselen "Buralar vadedilmiş topraklar, Musa bütün ömrünü buraları arayarak geçirdi"söylemi, bir siyasi gaf değil, açık bir mülkiyet iddiası ve anayasal düzene isyandır.

Prof. Hakkı Uyar’ın da vurguladığı gibi; bu zihniyet bizi Cumhuriyet öncesine değil, II. Mahmut öncesinin o karanlık "yurtluk-ocaklık" sistemine döndürmek, Türkiye’yi "Pan-Kürdizm" taşeronluğuna mahkûm etmek istemektedir.

Tarihin Acı Reçetesi: 130 Yıllık Sancılı Dağılma

Türk Devrimi bir gecede gökten zembille inmedi; 1792’den 1922’ye kadar süren, kuşaklar boyu sürmüş bir yıkımın içinden fışkırdı. 93 Harbi’nden Balkan bozgununa, Trablusgarp’tan I. Dünya Savaşı’nın devasa enkazına kadar Osmanlı’nın son yüzyılı, "ders" niteliğinde bir toprak kaybı ve acı tarihidir.

Savaşın Adı

Sonuç ve Kayıp

1829 Edirne Ant.

Yunanistan bağımsız oldu.

1878 Berlin Ant.

Balkanlar parça parça koparıldı.

1911 Uşi Ant.

Kuzey Afrika'daki son kale düştü.

1918 Mondros

Anadolu fiilen işgal edildi.

1923 LOZAN

Tam Bağımsız Türkiye'nin tapusu.

İlber Ortaylı: Bir Kalenin Sessizliğe Bürünüşü

Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz, gerçek bir Kemalist olarak bağrımıza bastığımız İlber Ortaylı hocamızın yokluğunu bugün daha çok hissediyoruz. O, Türk Devrimi’nin çimentosunun "Kemalizm" olduğunu haykıran cesur bir sesti.

Vefatının ardından Yusuf Kaplan gibi isimlerin sergilediği "Fatih Camii haziresine gömülmemeli" protestosu, aslında Türkiye’deki Siyasal İslamcı sığlığın bir itirafıdır. Cumhuriyet’in bilimsel ışığına tahammül edemeyenler, Ortaylı’yı "görevli adam" ilan ederek aslında kendi karanlıklarını ele veriyorlar.

Geleceği Bekleyen Üç Büyük Tehlike

Bugün Türkiye’nin bayrağı göklerde dalgalanıyorsa da geleceği üç büyük tehlike karartmaktadır:

1. Küresel Emperyalizm: Bölgeyi yeniden dizayn etme iştahı.

2. Evrensel Kürtçülük: Emperyalizmin güdümünde Türkiye’yi parçalama projesi.

3. Siyasal İslamcılık: Kindar nesiller eliyle Cumhuriyet’i içeriden yıkma çabası.

Sonuç olarak; Yolumuza "vadedilmiş" yalanlarla değil, tarihin gerçekleriyle devam etmeliyiz. İlber Hocanın ardından kendi başımıza ilerliyoruz belki, ama elimizde sönmeyecek bir meşale var: Türk Devrimi’nin sarsılmaz bağımsızlık iradesi!

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış.İlk yorum yapan sen ol...

Yorum Yap

Bu Alan Boş Bırakılamaz
Bu Alan Boş Bırakılamaz
Yorum Yapma Şartlarını Kabul Etmediniz