Şehir Plancıları Odası’ndan İzmir için sert uyarı: Siyasi pazarlık konusu yapılamaz
TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi, İzmir’de yerel yönetimlerde yaşanan siyasi değişimlerin ardından kentteki planlama kararları, kamu arazileri ve büyük ölçekli projelere ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı. Oda, siyasi ilişkilerin kentin geleceğini belirlememesi gerektiğini vurgulayarak, rant odaklı planlama kararlarına karşı hukuki ve mesleki mücadele yürüteceklerini bildirdi.
- | Son Güncelleme:
- | İzmir'de Son Dakika
TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi, İzmir’de yerel yönetimlerde yaşanan siyasi değişimlerin ardından kentteki planlama kararları, kamu arazileri ve büyük ölçekli projelere ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı. Oda, siyasi ilişkilerin kentin geleceğini belirlememesi gerektiğini vurgulayarak, rant odaklı planlama kararlarına karşı hukuki ve mesleki mücadele yürüteceklerini bildirdi.
TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi, İzmir’de son dönemde yerel yönetimlerin siyasi yapısında yaşanan değişikliklere ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, siyasi parti geçişlerinin yalnızca siyasi sonuçlarıyla değil, kentsel mekân, kamusal alanlar, planlama yetkileri ve büyük ölçekli projeler üzerindeki olası etkileriyle de değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi tarafından yapılan açıklama şu şekilde:
"İzmir’de son dönemde yerel yönetimlerin siyasi yapısında yaşanan değişiklikler, yalnızca siyasi partiler arasındaki geçişler üzerinden değerlendirebileceğimiz gelişmeler değildir. Bu değişikliklerin; kentsel mekân, kamusal alanlar, planlama yetkileri, büyük ölçekli projeler ve merkezi idare ile yerel yönetimler arasındaki ilişkiler üzerindeki olası etkileri, kent ve kamu yararı açısından dikkatle izlenmelidir.
Kentlerin geleceğinin siyasi ilişkiler ve kısa vadeli çıkarlar üzerinden değil; bilimsel ve teknik esaslar, kamu yararı, şehircilik ilkeleri ve hukuk doğrultusunda şekillenmesi gerekir. Bütüncül planlama anlayışının zedelenmesi; kamu arazilerinin, kentsel donatıların ve ortak kentsel değerlerin ekonomik çıkarların konusu haline getirilmesi kabul edilemez.
İzmir’de bugüne kadar kıyılardan doğal alanlara, kamu mülkiyetindeki taşınmazlardan rezerv yapı alanlarına, kentsel dönüşüm bölgelerinden büyük ölçekli yatırım projelerine kadar kentin ortak değerlerini rantın konusu haline getiren çok sayıda planlama kararıyla karşı karşıya kalınmıştır. Bundan önce olduğu gibi bundan sonra da merkezi idare ile yerel yönetimler arasında kurulacak hiçbir siyasi ilişkinin; yeni rant alanları yaratmasına, imar haklarını şehircilik ilkelerine aykırı biçimde artırmasına, kişiye, şirketlere veya sermayeye ayrıcalıklı yapılaşma koşulları sağlamasına, kamusal mülkiyetin özelleştirilmesine ya da kamusal alanların kullanımının sermaye lehine değiştirilmesine sessiz kalmayacağız. Kentin toprağının, kıyılarının, doğal alanlarının ve kamusal varlıklarının siyasi pazarlıkların ve rant odaklı planlama kararlarının konusu haline getirilmesine karşı mesleki ve hukuki tüm süreçleri yürütecek, kararlılıkla takipçisi olacağız.
Gelinen aşamada, yerel yönetimlerde yaşanan siyasi değişim sonrasında özellikle kent kamuoyunun yakından takip ettiği alan ve projelerde alınacak her karar daha büyük bir kamusal sorumluluk taşımaktadır.
Buradan açıkça ifade ediyoruz:
Gündemde olan siyasi transferlerden önce de Odamız, İzmir’de yerel yönetimleri takip ediyor ve şehircilik ilkelerine aykırı, kamusal alanların ranta konu edildiği, ayrıcalıklı imar hakkı tanıyan uygulamalarla mücadele ediyordu. Hükümetin merkezi idareler aracılığıyla gündeme getirdiği ve yerel yönetim açısından pazarlık konusu edilen mega projeler, rant odaklı kentsel dönüşüm uygulamaları ve şehircilik ilkelerine aykırı altyapı uygulamaları da bu mücadelenin bir parçasıydı.
İktidar partisinin 2014 yerel seçiminde vaat ettiği 35 proje başta olmak üzere, geçmişten bugüne kentin gündemine getirilen büyük ölçekli projelerin planlama süreçlerini ve yeniden gündeme gelebilecek projeleri yakından takip edeceğiz. Şimdiden İzmir’in kamusal alanlarını, doğal ve kültürel varlıklarını yapılaşma baskısı altına alan, kenti yaşanmaz hale getirecek ve sermayenin taleplerine dayanan her türlü projeye karşı mücadele edeceğimizi ilan ediyor, başta meslektaşlarımız olmak üzere İzmir halkını bu mücadelenin parçası olmaya davet ediyoruz.
Şehir planlama faaliyeti; siyasi pazarlıkların değil, bilimsel ve teknik esasların, kamu yararının, şehircilik ilkelerinin ve hukukun alanıdır.
Kamu yararı, eşitlik, katılımcılık, doğal ve kültürel değerlerin korunması ve kentin ortak geleceğinin güvence altına alınması vazgeçilmezdir.
TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi olarak; İzmir’deki tüm yerel yönetimlerin bundan sonraki süreçte alacağı planlama kararlarını, gerçekleştireceği imar uygulamalarını, kamu taşınmazlarına ilişkin tasarruflarını ve büyük ölçekli projelerini yakından takip edeceğiz.
Özellikle plan bütünlüğünü bozan parçacı plan değişikliklerinin, yapı ve nüfus yoğunluğunu artıran kararların, kamusal kullanımları azaltan düzenlemelerin, doğal ve kültürel varlıkları yapılaşma baskısı altına sokan projelerin ve kent toprağında spekülatif değer artışı yaratan müdahalelerin karşısında mesleki ve hukuki sorumluluğumuzu yerine getirmeye devam edeceğiz.
Tüm yurttaşlarımıza sesleniyoruz…
Bugün İzmir’de milyonlarca yurttaşın iradesini yok sayanlar bilsin ki biz mücadelemizden bir adım dahi geri düşmeyeceğiz.
TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi olarak, var olduğumuz günden bu yana, faili kim olursa olsun, kente, doğaya ve topluma karşı işlenen tüm suçlara karşı inatla mücadele ettik, etmeye de devam edeceğiz.
Kentlerin geleceği siyasi transferlerin ardından kurulacak ilişkiler üzerinden belirlenemez. İzmir’in geleceğinin, kentin toprağının, kıyılarının, doğal alanlarının ve kamusal değerlerinin korunması için bilimsel, teknik ve hukuki mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz."
YORUMLAR
Yorum Yap