1. Anasayfa
  2. Haberler
  3. Röportajlar
  4. İSTÖP Başkanı Aydoğan’dan Körfez’deki o projeye sert tepki

İSTÖP Başkanı Aydoğan’dan Körfez’deki o projeye sert tepki

Egeli Gazete TV’de bu hafta Tarım araştırmacısı Tuncer Beybağ’ın konuğu Konyalılar Federasyonu Başkanı ve İSTÖP (İzmir Sivil Toplum Örgütleri Platformu) Başkanı Mehmet Aydoğan oldu. İzmir’in Körfez sorunu ile ilgili hazırladıkları raporu, çalışmaları ve dernek faaliyetlerini aktaran Aydoğan kritik noktalara dikkat çekti. Aydoğan, körfezde bakanlık izni olmadan yapımı başlatılan ve yüzde 10’u tamamlanan yapay ada projesi ile ilgili “Bu işi kim yapıp İzmir’i zarara uğrattıysa mal varlıklarına el konsun” dedi. 

  • | Son Güncelleme:
  • | İzmir'de Son Dakika

EGELİ GAZETE- Egeli Gazete TV’de bu hafta Tarım araştırmacısı Tuncer Beybağ’ın konuğu Konyalılar Federasyonu Başkanı ve İSTÖP (İzmir Sivil Toplum Örgütleri Platformu) Başkanı Mehmet Aydoğan oldu. İzmir’in Körfez sorunu ile ilgili hazırladıkları raporu, çalışmaları ve dernek faaliyetlerini aktaran Aydoğan kritik noktalara dikkat çekti. Aydoğan, körfezde bakanlık izni olmadan yapımı başlatılan ve yüzde 10’u tamamlanan yapay ada projesi ile ilgili “Bu işi kim yapıp İzmir’i zarara uğrattıysa mal varlıklarına el konsun” dedi. 


“KÖRFEZ İLE İLGİLİ BİLİM İNSANLARINI TOPLADIK”
İzmir’in Körfez sorunu ile ilgili konuşan Aydoğan, “İzmir'de yıllardan beri herkesin konuştuğu bir körfez hikayemiz var. Toplantılar yapıldı, konuşmalar yapıldı, birçok idareler geldi, gitti. Körfezin her geçen gün elden çıkıp gittiğinin farkına vardığımız zaman da iş işten geçmeye başlamıştı.100 küsur bilim adamının içerisinden 20 tane körfezi bilen, denizi bilen, körfezle ilgili her konuya hâkim olan insanları topladık. İlgisi alakası olmayan bir adamla getirip de şu 243 sayfa raporu hazırlamadık. Hatta afişini kendileri hazırladılar. Belediye hazırladı” diye konuştu. 


“KÖRFEZ İLE İLGİLİ MASA BAŞINDAN RAPOR YAZMADIK”
“Oturduğun yerden masa başından rapor yapılmaz” diyerek çalışmaları aktaran Aydoğan, “Bütün kaç tane dere var, kaç tane dere Akıyor. Bütün hepsini gezdik. Bu dere akışlarından Menemen'den gelen regülatörün başına gittik. Oradan Maltepe'ye geçtik. Teknelerle gezdik. Denizin denize döküldüğü yerleri gezdik. Denizdeki alanları gezdik. Sulardan numuneler aldık. Köylüyle konuştuk. Oradaki derneklerle, kooperatiflerle, oradaki çiftçilerle konuştuk” dedi. 


“SORUMLULUK BAKANLIKTA BELEDİYENİN ÇAMUR TOPLAMADA NE İŞİ VAR?”
Raporla ilgili eksiklikler gördüklerini ve ekibi üçe ayırdıklarını ifade eden Aydoğan, “Ekibi ayırdık. Bunu ayırdığımız zaman hukuk yönündeki arkadaşlar ilk bulguları hemen söylediler. Dediler ki "Körfez kimin malı?" Sorumluluk ve yetki kimde? Kimde?... Devlette, bakanlıkta… E o zaman belediyenin ne işi var buradaki çamuru toplamada, kil atmada?” dedi. 


Aydoğan sözlerine şöyle devam etti:
“KİL MİKTARINDAN KAYNAKLI UYGULAMAYI YASAKLADILAR”
Bakanlık raporu elimize geçti Bakanlık diyor ki Büyükşehir Belediyesi'ne " Biz şu küçük bir bölgede kil uygulaması yapacağız, bilimsel çalışma yapacağız, AR-GE yapacağız dediniz" diyor. “Biz izin verdik”.  "Biz tespit ettik. Sen 40 ton dedin, 15 misli, 500 ton kil kullanmışsın" diyor. 500 tondan bahsediyor. 10 misli. Ve diyor ki: "Bir noktada" dedi, "Yedi noktada körfezin her yerinde uygulamasın. Derhal bu uygulamayı yasaklıyorum. Yoksa çok yüksek miktarlarda para cezasıyla karşı karşıya kalırsın." diyor. Çünkü orada deniz habitatında, deniz suyunda pH değişikliğiyle orada habitatın tamamen ters yüz olmasına sebep oluyor. Şimdi bu nedir?


“KÖRFEZDE GEÇMİŞTEN BUGÜNE HATA YAPAN BİR EKİP VAR”
“Geçmişten beri bu hataları yapan bir ekip var. Bunların başında birisi var. Hala bu adam devam ediyor.  Yani geçmiş daha evvelki belediye başkanlarının da hizmetinde bulunmuş olan ve bu körfezde söz sahibi olmuş kişiler hala yönetimde. Hala zarara uğratıyorlar. Yani zaten geçmişten bugüne kadar iyileştirme olsaydı bu Ekibin yaptıkları doğru olacaktı. Bu da bir gösteriyor ki bu ekibin yaptığı baştan itibaren yanlış. Bir de yapay ada yapacağız demişler. Bunda bakanlıktan izin de almıyor. Kendileri projeye çıkıyor. Bunun bilimsel bir alt dayanağı yok. Bakanlıktan izin yok. Yapay ada yapacağız diye çıkıyorlar”


“BAKANLIKTAN İZİN ALINMADAN YAPAY ADA PROJESİ YAPTILAR”
Bakanlığın bir yazısı diyor ki bu yapay ada yapamazsınız. İzniniz de yok. Böyle bir bilimsel çalışma da yok. Peki bunun iadesi yapılıp bununla ilgili yatırımlar, çalışmalar başlatılmış mı? Başlamış tabii. Başlamış ve bugüne kadar işin yüzde onu yapılmış. 9.700.000 lira civarında Yetkisi bakanlıktan alınmadan bir altyapı olmadan. Banlık projeyi iptal etmiş. Şimdi sen bakanlıktan bir bilimsel çalışma olmadan bakanlıktan izin almadan o günkü yaptığın yüzde 10'luk kısmı bugünkü tepe tüfelere vurduğumuz zaman altın bazında veya dolar bazında hesapladığımız zaman 92 milyon lira tutuyor.


“BU İŞİ KİM YAPTIYSA MAL VARLIKLARINA EL KONSUN”
Şimdi derhal o firmaya 92 milyon belediye ödemek zorunda. Şimdi bu çöp olan, kil için çöp olan, yapay aday için çöp olan bu zararı kim ödeyecek? Ben buradan sesleniyorum. Kimse kusura bakmasın. Bu işte kimin imzası varsa, yönetim kurulu üyeleri kimse, bu işin iyi tamiri kimse, bu işin yetkilileri bu işi yap diyen kimse bunların mal varlıklarını el koysunlar. 


“HESAP SORULSUN”
Ben hesap sorulmasını istiyorum. Cumhuriyet Savcılarının burada devreye girip bu çöp olan körfezde batırılan hiç edilen bakanlığın tokat gibi bunları durdurduğu yazıları gereğinin yapılmasını istiyorum. Günah bu İzmirliye ya.


“KONYALI OLMAK ŞART DEĞİL”
Dernek çalışmalarına değinen Aydoğan, “Üyelik şartını kaldırdık. Yönetim kurullarıma Konyalı olmayan aldığımız değerli, bize de katkı koyacak fikir insanlarından yönetimleri almaya başladım. Öğrencilere burs veriyoruz. Sırf Konyalılara vermiyoruz” diyerek faaliyetlerini anlattı. 


“MEVLANA FELSEFESİ İLE İLERLEDİK”
Faaliyetleri aktaran Aydoğan, “Ramazan'da binlerce torba, koli, erzak dağıtıyoruz. İzmir'in birçok kesimine hitap edecek, kucaklaşacak hale geldik. 20 çiftin Mehir Vakfı'yla tüm ev eşyalarını, gelinlik, nişanlıkları dahil tırlarla, ev eşyalarıyla evlendirdik. Bunların üç tanesi Konyalı, 17'si Konyalı değil. 5.000 tane sünnet ettiğim çocuğun 350'si Konyalı. Geri kalan 4.000 küsuru Konyalı değil.  Mevlâna felsefesiyle sırf kendi hemşerilerine değil bulunduğu kente İzmir'de kim olursa olsun yeter ki o şartlara uygun insan olsun” diye konuştu. 


KADIN PROJELERİ 
“11-12 tane uluslararası hibe proje yaptık” diyen Aydoğan, “Bu hibe projede hep bu ağırlıklı meslek edindirme, kadınları özellikle işte Avrupa'da haklarını işte hep kadına şiddet diyoruz ya biz kadına şiddet Nasıl önlenir? Önce o kadını bilinçlendirmemiz lazım. O kadının haklarını ona öğretmemiz lazım ki o kadını savunalım. az 7- 8 bin tane kadın bizim uluslararası hibe projede meslek sahibi olmuşlardır. Evlerine götürecek ekmekleri çoğalttık. Şimdi onların dualarını alıyoruz dururuz. İlk kadın kooperatifi İlk kadın Kooperatifini biz olduk, biz olduk, kurdurduk” dedi. 


“PROJELER DÜNYADAN İLGİ GÖRDÜ”
Yapılan her projede kurumlardan destek aldığını ifade eden Aydoğan, “Bir belediye Büyükşehir Belediyesi'nin desteğini aldık. Her birinde bir üniversitenin desteğini aldık. Her birinde resmi bir devlet kurumunun desteğini aldık. Yani üç dört ayaklı Karşı tarafa projeyi gönderdiğin zaman Büyükşehir Belediyesi var, bir üniversite var, bir devletin kurumu var. Bu ayakları oturttuğun zaman zaten dünyadan ilgi gördü” diye konuştu. 


“TUGAY SÖZ VERMİŞTİ”
Aydoğan, “Cemil Tugay, benim için Mehmet abiyi tanıyoruz, seviyoruz. Mehmet abi İzmir'deki yaptıkları hizmetleri biliyoruz. Allah nasip ederse Türkiye'nin en büyük sivil toplum örgütü yerleşkesini kuracağım. Onun başına da Mehmet abiyi arzu ederse getireceğim demişti. Ama o günden beri akıllarına geldiğimiz yok” ifadelerini kullandı.

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış.İlk yorum yapan sen ol...

Yorum Yap

Bu Alan Boş Bırakılamaz
Bu Alan Boş Bırakılamaz
Yorum Yapma Şartlarını Kabul Etmediniz