TTGB

TTBG yani Türkiye Tarım Gıda ve Çevre Birliği’nin kuruluşunun ilanı isminde yer alan üç önemli alanın öne çıkarılması, dağınık olan örgütlerin bir arada konumlanmasının sağlanması açısından son derece önemli. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olan 23 Nisan’da kuruluşunu ilan eden bu yapı ülkenin geleceğine dair güçlü bir irade ortaya koyuyor.

  • | Son Güncelleme:
  • | İzmir'de Son Dakika

Sevgili dostlar,
TTBG yani Türkiye Tarım Gıda ve Çevre Birliği’nin kuruluşunun ilanı isminde yer
alan üç önemli alanın öne çıkarılması, dağınık olan örgütlerin bir arada konumlanmasının
sağlanması açısından son derece önemli. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olan 23
Nisan’da kuruluşunu ilan eden bu yapı ülkenin geleceğine dair güçlü bir irade ortaya koyuyor.
TTGB’nin yapısını oluşturan örgütler dikkate alındığında, birliğin, aslında bir olması
gereken ancak bu güne kadar başarılamayan, üç önemli alanı bir potada eritiyor olmasının öne
çıktığı görülüyor. Tarım, çevre ve gıda birbiriyle içi içe geçmiş yapılar olarak karşımızda
dururken, bunları birleştirici güç olarak öne çıkan kişi ve kurumlar gerçekten Türkiye için
inanılmaz bir örgütlenme modeli ortaya koyuyorlar. Bu bağlamda başta Kemal Berişler olmak
üzere emeği geçen her kişi ve kuruma candan teşekkürlerimi iletmek isterim.

Tarım-gıda–çevre birbirinden ayrılmaz bütüncül yapılar olarak karşımıza neden
çıkıyor, bu konuyu biraz irdeleyelim. Domates, biber, meyveler, soğan, yeşillikler gibi çiğ
tüketilen gıdalar ile işlenmiş bitkisel ve hayvansal gıdaların hammaddelerinin yetiştirilmesi
tarımın konusu içerisinde değerlendiriliyor.
Diğer yandan işlenmiş gıdalar da insan beslenmesini yani gıdanın alanını oluşturuyor.
Dolayısıyla bu iki alan birbirinden ayrılamaz iki yapıyı oluşturuyor. Gerek çiğ gerekse
işlenmiş bitkisel ve hayvansal gıdalar üretilirken bunların çevreye de etkileri oluyor. Hatta bu
etkinin ekosistemi ne kadar rahatsız ettiği de biliniyor. Tarım ilaçları-gübreler, toprağı-bitkiyi-
suyu kirletirken ayni zamanda insan sağlığını da olumsuz etkiliyor. Diğer yandan tarımsal
üretim dünyada yıllık kullanılan tatlı suyun yüzde 70’ini kullanıyor. Yani sadece kirletici

değil ayni zamanda büyük bir tüketici olarak da karşımıza çıkıyor.
Biz ziraatçılar suyun ekonomik kullanımını savunmakla beraber tarımda kullanımına
karşı değiliz. En azından karşılığında dünyada milyarlarca insanın karnını doyuruyor.
Diğer yandan son zamanlarda tarımsal faaliyetler sırasında salınan karbon emisyonları
daha çok öne çıkarılırken sanayininki sanki unutturulmaya çalışılıyor. Tarımda yenilenebilir
enerji kaynaklarının kullanımını desteklerken emisyon üreten bu faaliyetin yine dünyadaki
milyarlarca insanın karnını doyurmaya yönelik olduğunu da unutmamak gerekiyor. Ayni

zamanda meyve ağaçları-başta baklagiller olmak üzere sebzeler-yem bitkilerinin karbon
dioksiti asimile ederek oksijene çevirdiklerini de tarımın düşmanlarına not ettirmek gerekiyor.
Kısaca yukarıda da anlattığım gibi birbirinden ayrılmaz olan bu alanların birleşik bir
çatı altında olması çok kıymetli. Bu ortak akıl için emeği geçenlere binlerce teşekkürler.
Ancak bunun kalıcı olması gerektiğini de not etmek gerekiyor.
Sağlıcakla kalın…


YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış.İlk yorum yapan sen ol...

Yorum Yap

Bu Alan Boş Bırakılamaz
Bu Alan Boş Bırakılamaz
Yorum Yapma Şartlarını Kabul Etmediniz