1. Anasayfa
  2. Haberler
  3. Sağlık
  4. Uzmandan kritik uyarı: Gıda israfı sadece atık değil, kaynak kaybı

Uzmandan kritik uyarı: Gıda israfı sadece atık değil, kaynak kaybı

Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Onur Özdikicierler, Birleşmiş Milletler Uluslararası Gıda Kaybı ve İsrafı Farkındalık Günü kapsamında yaptığı açıklamada, Türkiye’nin yıllık gıda israfı karnesini ortaya koyarak sürdürülebilir tüketim için hayati çözüm önerileri sundu.

  • | Son Güncelleme:
  • | İzmir'de Son Dakika

Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Onur Özdikicierler, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından ilan edilen “Uluslararası Gıda Kaybı ve İsrafı Farkındalık Günü” kapsamında gıda israfının küresel ve yerel boyutlarına ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Gıda israfının sadece bir atık sorunu değil, aynı zamanda büyük bir kaynak ve emek kaybı olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Özdikicierler, tüketicileri daha bilinçli olmaya davet etti.

Gıda israfının arka planındaki  maliyetlere dikkat çeken Doç. Dr. Onur Özdikicierler, “Bir gıdayı çöpe attığımızda, bunu sadece bir atık olarak görmemek gerekir. İsraf, aslında çok boyutlu bir meseledir. Çöpe giden her gıdanın arkasında büyük bir emek, enerji, iş gücü ve kaynak kullanımı vardır. Su ve toprak gibi hayati kaynaklar, gıda atığa dönüştüğünde aslında israf edilmiş olur. Bu nedenle konuya bu geniş perspektiften bakmak büyük önem taşır” dedi.

Türkiye’deki israfın boyutlarını Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği raporları ışığında değerlendiren Doç. Dr. Özdikicierler, “Birleşmiş Milletler raporları da gıda israfını belirli bir çerçevede ele alarak bu miktarları belirlemeye yönelik çalışmalar yürütmektedir. Elbette ülke veya bölge bazında gıda israfını tespit etmek kolay bir iş değildir; bu süreçte kapsamlı istatistiksel değerlendirmeler yapılması gerekir. Hane bazında yapılan incelemeler doğrultusunda hazırlanan raporlara göre, Türkiye'de yıllık yaklaşık 8,7 milyon ton gıdanın israf edildiği görülmektedir. Bu hesaplamaya gıda üreten firmalar ve evlerdeki tüketim de dâhildir. Sonuç olarak, mutfaklarımızda ve evlerimizde göz ardı edilemeyecek düzeyde bir gıda israfı söz konusudur” diye konuştu.

Buzdolabındaki gizli tehlike: biyolojik süreçler

Gıdaların saklama koşulları ve bozulma süreçlerine ilişkin teknik detaylar paylaşan Doç. Dr. Özdikicierler, “Gıda israfını doğru değerlendirmek gerekir. Buzdolabına konulan bir gıda, aslında yaşayan bir organizma gibi biyolojik reaksiyonlarını sürdürmeye devam eder. Mikrobiyolojik, enzimatik ve kimyasal bozulma süreçleri durmaksızın ilerler. Solunum ve mikroorganizma faaliyetleri nedeniyle gıdalarda bozulma süreçleri devam eder. Bu açıdan bakıldığında en çok israf edilen ürünlerin başında sebze ve meyveler gelmektedir; onları ekmek, süt ve diğer protein içerikli gıdalar izlemektedir. Özellikle protein değeri yüksek gıdaların israf edilmesi, telafisi güç bir kayıp niteliğindedir” dedi.

Tüketilebilecek miktarda gıda satın almak önemli

Bireysel düzeyde alınabilecek önlemlerin altını çizen Doç. Dr. Özdikicierler, stok yönetiminin önemine değinerek, “Bu israfı önlemek için uygulanabilecek en temel yöntem, basit bir stok kontrolü kuralı olan 'ilk giren ilk çıkar' prensibidir. Buzdolabındaki ürünlere bu yaklaşımla yaklaşıldığında, israfın ciddi oranda azaldığı görülecektir. Günümüzde teknolojinin gelişmesi ve yaşam temposunun hızlanması, alışveriş yapmayı ve stok kontrolünü zorlaştırabilmektedir. Ancak bu zorluklara rağmen, sadece tüketilebilecek miktarda gıda satın almak büyük önem taşır. Haftalık planlardaki değişiklikler nedeniyle bazen alınan gıdalar zamanında tüketilemeyebilir; bu durum israfın en önemli nedenlerinden birini oluşturur” diye konuştu

STT ve TETT farkına dikkat

Tüketicilerin sıklıkla karıştırdığı tarih etiketleri konusuna da açıklık getiren Doç. Dr. Özdikicierler, “Son Tüketim Tarihi (STT) ile Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT) arasındaki farkı doğru okumak büyük önem taşımaktadır. Tavsiye edilen tüketim tarihi, bir gıdanın kalite özelliklerinin hedeflenen seviyenin altına düşmeye başladığı tarih sınırı olarak değerlendirilebilir. Yani bir gıdanın TETT'si geçti diye hemen çöpe atılması gerekmez. Doğru koşullarda saklanan gıdalar bu tarihten sonra da tüketilebilir; sadece başlangıçtaki kalite özelliklerinden bir miktar ödün verilmiş olur. Buna karşın, son kullanım veya son tüketim tarihi olarak belirtilen tarih, gıdanın o noktadan itibaren gıda güvenliği açısından tüketilmemesi gerektiğini ifade eder” dedi.

Sözlerini toplumsal sorumluluk vurgusuyla tamamlayan Doç. Dr. Özdikicierler, “Gıda israfı; hem ciddi bir milli değer kaybına hem de önemli bir biyolojik materyal kaybına yol açmaktadır. Bu nedenle, hanelerden başlayarak gıda işletmelerine ve fabrikalara kadar her aşamada bu konuya hassasiyetle yaklaşılması gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış.İlk yorum yapan sen ol...

Yorum Yap

Bu Alan Boş Bırakılamaz
Bu Alan Boş Bırakılamaz
Yorum Yapma Şartlarını Kabul Etmediniz