Ali Aydın... Onurlu bir hayatın acı sonu

Hayat uzun görünse de, aslında kısa bir süreç…

Ne ister insan?

Başarılı, huzurlu, maddi kaygılardan uzak, eşi ve çocuklarıyla kurduğu mutlu bir yuva ve de güvenli bir gelecek…

 Bunların birçoğu bireysel çabalar, peki güvenli geleceğini kim sağlayacak?

Yüreğimizi, canımızı, kazandığımızı bölüştüğümüz devlet…

Hele Türk insanı için devlet, her şey demek… Varlığının nedeni, namusun, koruyucun…

Ama her zaman yolunda gitmiyor işler, huzur ve güvenlik hep eksik kalıyor.

Hele tesadüflere ve kadere inanan, dahası inandırılan toplumlar için…

Hepimiz bu toprağın çocuklarıyız… Yedi ayrı bölgede, dahası yedi ayrı cennette doğup büyümüş, toprağının nimetlerinden yararlanmış, ter dökmüş, kan dökmüş yürekler…

Dünyadan bakınca doğal yönden şanslı bir coğrafya ama güvenlik hiç de öyle değil, dört bir yanımız ateş çemberi, her an tetikçe yaşıyor, bir türlü canımızın istediğini yapamıyoruz.

Bir de bunun üstüne, geçim sıkıntısı, işsizlik, kişisel bunalım ve özgüvenden yoksun insan yığını etrafımızı sarınca, bir tür “toplumsal çürüme” içten içe büyüyor.

Sorumsuz insanlar, alkolik beyinler, uyuşturucu bağımlısı caniler, çevresine, insanlara zarar veren zombiler türüyor.

Ve bunlar git gide büyüyor, hayatımızı kemiriyorlar.

Yaşanan pek çok vaka var, Ahmet Menguzzi, kadın cinayetleri, faili meçhul katliamlar yüreğimizi kanatıyor ve “bir gün bizim de başımıza gelebilir” kaygısıyla yaşıyoruz.

Bu kaygı her geçen gün hayatımızı tehdit eder boyutlara ulaştı.

***

Bunun en acı örneklerinden biri, önceki gün İzmir’in Çiğli ilçesinde yaşandı. Gecenin bir yarısı, belki can sıkıntısı belki de sağlığı açısından zorlu bir hava alma ihtiyacı nedeniyle İnsan Hakları Derneği İzmir eski Şube Başkanı emekli öğretmen ve avukat Ali Aydın, başına geleceklerden habersiz evinin hemen yakınında bulunan yeşil alanda yürüyüşe çıktı.

İnsanca bir istek…  

Bu yıllardır yaptığı bir aktiviteydi aslında… Biraz ‘sessizlikte’ yürüyor, düşünüyor, nefes alıyordu…

O geceye kadar hiçbir sorun yaşamadı.

Ama önceki gece, uyuşturucu müptelası, haplanmıs bir caninin saldırısına uğradı, hem de acımasızca…

Vahşi bir şekilde katledilen Ali Aydın’ın kendini korumaya bile zamanı olmamış…

Oracıkta can vermiş bu idealist insan…

Arkasında acılı bir eş ve iki evlat bırakarak…

Düşünüyorum da, böyle acımasız bir sonu siz de yaşayabilirdiniz, ben de…

Hepimiz tehdit altındayız.

Zira bu uyuşturucu cinneti, toplumu giderek uçuruma sürüklemeye devam ediyor.

***

Düşünün bir kez ne olur?

Aylardır hemen her gün ünlü, ünsüz bir yığın insan uyuşturucu yüzünden gözaltına alınıyor, hapse giriyor.

Üstelik bunların arasında vatandaşın örnek aldığı tipler de var.

Bu buzdağının daha görünen yüzü, ya uyuşturucu sağlayan karteller?

Devlet dediğimiz aygıt ne için var, güenliğimiz için...

Oysa yıllarca okul önlerinde, gece kulüplerinde satılan ve bir türlü kötü kazınamayan uyuşturucu illeti, bizleri bugün yaşanacak felaketlere taşıdı.

Artık sokaklarla, günün hangi saati olursa olsun, insanlarına saldırmak için pusu kuran caniler var.

Ne demiş Ali Aydın’ı katleden cani:

“Uyuşturucunun etkisindeydim, ne yaptığımı bilmiyorum.”

Görün bakın, biraz darlanınca şunu da söyleyecektir:

“Onu öldür diyen bir ses duydum ve saldırdım.”

Yani hapisten sıyırmak için deli numarası yapacak…

***

Sonuçta önlem alınmadığı ve güvenliğin tam olarak sağlanamadığı süreçte bu cinayetler de durmayacaktır.

Biliniz ki, insanlığın en büyük düşmanı toplumsal çürümedir ve biz bunu artık birebir yaşıyoruz.

Emniyet güçlerinin bu cinayetin çözülmesi için elinden geleni yapacağından eminim.

Zira bu cinayetin nedeni sadece uyuşturucuya bağlanmamalı… Beni tatmin etmedi en azından…. Polisin gerçeklerin ortaya çıkmasını sağlamak için çaba göstereceğini, İzmir’in güvenliği için seferber olacağını biliyorum.

Zira bir cana bu kadar kolay ve vahşice kıymak, uyuşturucu da kullansa, olacak iş değil…

İbret-i alem için gerçekler aydınlatılmalı, yoksa caniler durmayacak, özgürlüğümüzü tehdit edecek.

***

Sevgili Ali Aydın kardeşim….Yıllarca insan haklarının korunması için çaba harcadın. Avukat olarak birçok dava üstlendin, birçok hayat kurtardın.

Öğretmenlik yaptın, binlerce genci yetiştirdin.

Yaşadığın onurlu hayatın sonu böyle olmamalıydı…

Seni gözetemedik, koruyamadık…

Ne yazık ki toplumsal benliğimizi esir eden bir çürümüşlüğün kurbanı oldun.

Bir manyağın kanlı elinde son bulan onurlu hayatın, bizlere ders olsun.

Huzur içinde uyu…

Canından çok sevdiğin eşin ve çocukların bu cumhuriyete, bizlere emanettir.

Gözün arkanda kalmasın.

Ruhun şadolsun.

----------------------

16.01.2026

Hürol Dağdelen

[email protected]