Mutfaktaki yangın: Küresel istikrar, yerel yalnızlık
Dünya ekonomisi, pandemiden bu yana peşini bırakmayan o devasa gıda enflasyonu dalgasını nihayet kıyıya ulaştırmış görünüyor. OECD’nin (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) taze yayımlanan Aralık 2025 verileri, gelişmiş ülkeler için suların durulduğunu müjdeliyor. Ancak bu tablo, bizler için ne yazık ki "sevindiren" değil, "düşündüren" bir manzara sunuyor.
Dünyada Bahar Havası Esiyor
OECD ülkelerinde gıda enflasyonu %3,9 seviyesinde sabitlendi. Bu rakam, küresel gıda tedarik zincirlerinin artık eski sağlığına kavuştuğunun en net göstergesi. Hatta bazı komşularımızda "fiyat artış hızı" durmakla kalmadı, fiyatlar geriye gitmeye başladı.
Kosta Rika -%3,0, İsviçre -%0,8 ve Macaristan -%0,3 ile deflasyon bölgesinde, yani gıdanın ucuzladığı bir döneme girdi. Almanya ve Fransa gibi devler ise artışı %2’nin altında tutarak adeta "enflasyonu yendik" diyorlar.
Zirvedeki Acı Yalnızlık
Tablonun en üstüne baktığımızda ise Türkiye’yi görüyoruz. Ama bu kez liderlik koltuğu biraz ağır: %28,3. OECD ortalamasının tam 7 katı! En yakın takipçimiz Estonya ile aramızda bile 5 katlık devasa bir uçurum var. 1961’den bu yana kurucu üyesi olduğumuz bu "seçkinler kulübü"nde, gelişmişlik standartlarından bu denli keskin bir şekilde kopmamız, gıdadaki yangının artık mevsimsel değil, yapısal bir krize dönüştüğünü kanıtlıyor.
Çıkış Yolu: Sadece Etiketle Mücadele Yetmez
OECD’nin Türkiye için çizdiği yol haritası aslında oldukça net. Gıda enflasyonunu sadece market denetimleriyle düşürmek mümkün değil. İhtiyacımız olan şey, köklü bir zihniyet değişimi ve üçayaklı bir çözüm piramidi:
- Üretimde Devrim: Çiftçiye sadece nakit vermek yetmiyor; desteklerin modern sulama, teknoloji ve verimlilik odaklı projelere aktarılması şart. Girdi maliyetleri (gübre, mazot) dövizden arındırılmalı.
- Arz Zinciri ve Lojistik: Tarladan sofraya gelen ürünün yolda telef olmasını engelleyecek soğuk zincir yatırımları ve aracı maliyetlerini şeffaf kılacak düzenlemeler olmazsa olmaz.
- Makroekonomik İstikrar: Piramidin en tepesinde ise döviz kurunu dizginlemek ve genel enflasyonu aşağı çekmek duruyor.
Sonuç Olarak
Dünya, gıda krizini geride bırakırken biz bu sorunla çok daha derin ve kronik bir şekilde yüzleşiyoruz. Aralık 2025 verileri bize şunu fısıldıyor: Geçici pansumanların vakti çoktan geçti. Eğer soframızdaki maliyeti OECD standartlarına çekmek istiyorsak, tarımı bir "beka meselesi" olarak görüp teknolojiyle, planlamayla ve gerçek yapısal reformlarla ayağa kaldırmak zorundayız.
Aksi takdirde, bu "zirvedeki yalnızlık" daha uzun süre canımızı yakmaya devam edecek. Örnek ve önder kent İzmir için hayalime, Bürokratik Belediyeden Girişimci Kente İzmir Büyükşehir Örneği kitabıma ücretsiz olarak ulaşabilirsiniz.