Gastronomi turizmi İzmir’e değer katar, topluma güç verir

Tarihinde birçok uygarlığa ev sahipliği yapan İzmir, dünyanın en şanslı şehirlerinden biridir aslında…

 Efes Antik kentiyle, dünyada ender bulunan şehir Agora’sıyla, Smyrna buluntularıyla, birçok farklı kültürü bir arada tutan cami, kilise ve sinagoglarıyla örnek bir dünya kentidir aynı zamanda…

Peki bunun değerini biliyor muyuz?

Yanıtı basit:

Söylemde evet ama icraatta hayır.

Kısır siyasi tartışmalarla politikacıların orasından burasından çekiştirdiği, üstüne pazarlıkların yapıldığı bu güzel şehir, bir de üstüne plansız nüfus artışıyla, son yıllarda mutsuz, umutsuz insanların yaşadığı bir bölge haline geldi.

Oysa İzmir eşsiz iklimiyle, yaşama sevinciyle, eğlence dünyasıyla, benzersiz lezzetler sunan restoranlarıyla, aşkı ‘çıkarsız’ yaşayan sevdalılarıyla, dünyaya açılan penceresiyle, hoşgörüsüyle, nazik insanlarıyla, sanatsever bakışıyla ayrıcalıklı bir Ege kimliğidir.

Yani doğasıyla, deniziyle, sanatçılarıyla, içine giren her bir kişiyi olduğu gibi kabul eden, ayrıştırmayan, bu nadir özelliğiyle Türkiye’nin neresinden gelirse gelsin, kısa sürede İzmirliliği yüreğinde taşımaya başlayan insanların yaşadığı bir duyarlı şehir…

Ben çocukluğumdan beri İzmir’i hep böyle gördüm, böyle yaşadım.

Bu kültürle büyüdüm, nefes aldım, içimde hissettim, gurur duydum, anlattım.

Üzüntüm, son yıllarda İzmir’in bu özelliklerinden uzaklaşıp, sıradan bir şehir haline geldiği…

Ama umutsuzluk yok... 

Buradan çıkış var.

***

Bu olumsuz havadan kurtulmak, kent kimliğine yeni bir bakış açısı kazandırmak için birilerinin yeni kapılar açıp kente nefes aldırdığı girişimlerine tanık olmak, desteklemek gerektiğine inanıyorum.

Bu nedenle İzmir için kim ya da kimler, ne yapmak istiyorsa, bir gazeteci olarak, orada yerimi alıyorum artık…

Bu amaçla, iki gün üst üste iki etkinliğe katıldım. Kentime yeni parıltılar katan gündüz ve gece süreçlerine…

İkisi de İzmir’e değer katan yürekten çabalar…

İlki Ege Gastronomi Turizmi Derneği’nin düzenlediği sempozyum..

***

Eski bir tütün fabrikası olan, günümüzde ise kültürel çeşitliliğe hizmet veren İzmir Kültür ve Sanat Fabrikası’nda düzenlenen panel, İzmir’in ekonomik ve kültürel hayatına hareketlilik getirecek özellikteydi.

Haber ölçütünde genel olarak şunu söyleyebilirim:

Ege Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı Sezer Altan’ın yönettiği panel; akademisyenleri, şefleri ve sektör temsilcilerini buluşturdu. İzmir Ekonomi Üniversitesi Gastronomi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Seda Genç, Şef Binali Yılmaz ve Şef Emre Akkaya’nın konuşmacı olarak yer aldığı panelde, Türk mutfağının küresel ölçekte güç kazanması için akademisyen-sektör iş birliğinin önemi vurgulandı.

Ancak dikkat çekici başlıklar ayrıntıda…

Öncelikle derneğin bu özel girişimini doğru ve İzmir’in gelişimi için umut verici buluyorum.

Zira dünyanın tanıdığı, bildiği ancak pazarlamayı bir türlü beceremediğimiz Türk mutfağını, bu karmakarışık ve arabesk yapısından kurtarmanın yegane yolu, karşılıklı bilgi alışverişi yapmak, özverili bir çıkış yolu aramak ve girişimcilerin birbirlerini anlamasından geçiyor.

Bunun için zeka parıltılarına ihtiyaç var ve de yiyecek-içecek sektörünü, yani gastronomi kültürünü doğru yönlendirecek, bir çatı altında buluşturacak ekip ruhuna…

Ege Gastronomi Turizmi Derneği bu iş için biçilmiş bir kaftan… 

Benim bu mütevazi panelde hissettiğim bu…

***

Bir kere derneğin başında İzmir’de görüp tanıdığım, çalışkanlığını ve iletişim gücünü takdir ettiğim, güler yüzlü, dost bir isim var; Sezer Altan…

Sezer bey, yıllardır basında “Lezzet Durakları” yazılarıyla, Türk mutfağına değer katan girişimcileri, toplumla buluşturan isim oldu.

Sadece restoranları okumazdınız yazılarında, gastronomi kültürünün püf noktalarını da.

Yazılarında kaliteden hiç ödün vermedi. Emekçinin yanında oldu, güven verdi, her yazısında yeni bir lezzet, okuyucunun damağına yerleşti.

Gastronominin değerini, küresel ölçekteki gücünü hissettirdi.

Akademik başarıları, özgün çalışmaları ve yapıcı, girişimci kimliğiyle İzmir’e her alanda yeni bir nefes olan Sezer Altan ve derneğin başarılı yönetim kurulu üyeleri İzmir’e özellikle turizmde yeni bir kapı açmanın heyecanını yaşıyor.

Bir gazeteci olarak, derneğin yıllarca yükünü çeken, büyük emek veren kurucu başkanları rahmetli Serdar Çelenk’in izinde giderek daha da büyüdüğünü görmek ve uluslararası bir marka haline geldiğine tanık olmak sevindirici…

Bir marka uzmanı olan Sezer Altan ve ekibinin bu süreci başarılı bir şekilde yürüttüğüne hiç kuşkum yok.

İzmir’i gastronomi turizminin başkenti yapacak süreç olumlu ilerliyor.

Bunu da derneğin panele konu olan manifestosunda görmek mümkün:

“Ege’nin zengin mutfak kültüründen aldığımız güçle Türk gastronomisinin ulusal ve uluslararası alanla hak ettiği konuma ulaşmasına katkı sunmayı; gastronomiyi sürdürülebilir kalkınmanın, turizmin ve kültürel tanıtımın önemli bir gücü haline getirmeyi amaçlıyoruz. Çünkü inanıyoruz ki, gastronomi yalnızca lezzet değil, kültürdür, kimliktir, üretimdir, ekonomidir ve gelecektir.”

Bu sözlerin her satırına katılıyor ve herkesi İzmir’i gastronominin başkenti yapacak bu çalışmalara destek vermeye davet ediyorum.

Yerel yönetimler, özellikle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı, restoranlar, lokantalar, kafeler, sektör temsilcileri, vatandaşlar el ele vererek, İzmir’e değer katacak bu derneğe omuz vermeliyiz.

İzmir’in sessizliği son bulmalı.

Hiçbir kazanç, oturarak, bireysel düşünerek elde edilmiyor. Birlik olmak her şeydir.

İşte o zaman elin Yunan’ı baklavamıza, rakımıza, köftemize sahip çıkarak, markalaştıramaz.

Çünkü karşısında güçlü bir İzmir bulur.

------------

23 Ekim 2026

Hürol Dağdelen

[email protected]