Her derde deva hümanist doktor ve yazar: Zeki Hozer!..
Dr.Zeki Hozer’in 28 Aralık 2025 tarihli Yeni Asır gazetesinde hakkımda yazdığı
“Cumhuriyete Adanmış Bir Ömür” başlıklı yazısı, günler sonra 10 Ocak günü
İstanbul’daki evimize kargo ile ulaştı.
Tam 20 yılımı geçirdiğim ve çok şey borçlu olduğum Yeni Asır gazetesinde hakkımda
gurur verici bir yazının yayınlanması, hem Yeni Asır yıllarımın(1982 – 2002) emek ve
hizmet ve başarılarla dolu yıllarıma beni götürdü, hem de yazının yaratıcısı İzmir’in
gördüğü en entelektüel, hümanist, yardımsever bir tıp insanı ve azarı hakkındaki
düşüncelerimi gündeme getirdi..
(Dr.Zeki Hozer..)
Dr.Zeki Hozer deyip nasıl geçer giderim..
Kalemi eline alıp yayınladığı kitapların isimlerini sıralayayım.:
1- Pandemik ve Nonpandemik Yazılar,
2- “Canavar Yılı” diye adlandırılan 1666 yılında İzmir’de ortaya çıkan ve tüm
inanç sistemlerini sarsan Mesih Sabetay Sevi..
3- “İzmir’in Efendisi” ismiyle adlandırılan ve Katolik camianın çarpıcı portresi Aziz
Polikarp..
4- İlkel Komünizmin ilk uygulayıcısı diye bilim çevrelerince onaylanan ve Osmanlı
yönetimine ilk başkaldıran İslam düşünürü Şeyh Bedrettin..
5- Yeni Asır gazetesinden yetişen merhum yayıncı Yalçın Balcı’nın basımını
yaptığı, “Homeric Landscape Smyrna” ve “Pervititch Plan d’İzmir 1923”
kitaplarına danışman olarak katkı sağlaması..
(Dr.Zeki Hozer, 181 tane mesane taşının çıkarıldığı ameliyatında, hastası
Yaşar Aksoy’un başucunda..(2020))
ENTELEKTÜEL BİR HÜMANİST DOKTOR
Bu kitapların her biri, dünyaca ünlü akademik konulardır ve içimizden birinin,
yani bir doktor, bir Yeni Asır yazarı tarafından kitaplaştırılmaktadır. Devam
edeyim, bu doktor çağdaş fikirlerini hakla paylaşmak için nice başka yayın
organında da çabalamakta güncel ve akademik konularda kalem oynatmakta
olan bir insancıl tıp insandır..
Bu kişiden günümüz bilim ve akademi çevrelerinin haberi var mı acaba?..
Üstelik Dr. Zeki Hozer, İzmir şehrinin ve bölgemiz Batı Anadolu’nun “Troya
kızılarından Smyrna (İzmir) tarihine veya İyonya romantizmine” kadar nice
değerimizin, tarihsel, mitolojik ve arkeolojik açıdan tanıtılması, yeni yatırımlarla
kitap veya kalıcı müze üretimleriyle tarihe geçmesi için uğraşan sosyal bir
insandır.
Ama en önemlisi, klasik hastalarına ve basın mensubu hasta emekçilere
gösterdiği yakın alaka ve titiz doktorluk hizmetidir. 2020 yılında geçirdiğim, 181
taşın mesanemden çıkarılması ve ardından prostatın tümüyle çıkarılması
operasyonunda, döşeğimin başından ayrılmayışı ve moral verişini unutmak
mümkün mü?..
(Türk Basınının en eski gazetesi 131 yıllık Yeni Asır..(28 Aralık 2025))
PARLAK KARİYER
Dr.Zeki Hozer, 1978 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Değişik üniversiteler,
devlet hastanesi ve yurtdışı doktora bursu kapsamında Kanada ve ABD’de bulundu.
Değişik devlet ve üniversite hastanelerinde acil tıp kliniklerinde geçen kamu
hizmetleri sonrasında özel hastane kuruluşlarında görev aldı..
2005-2011 yıllarında İzmir Özel Central Hospital Hastanesi’nde Başhekim olarak
görev aldı, Ekonomi Üniversitesi Tıp Fakültesi olarak hizmet veren Medical
Hastaneler Gurubu’na bağlı olarak hastanenin kuruluş çalışmalarında icra kurulu
üyesi olarak bulundu.15 yıl Yeni Asır gazetesi kurum hekimi olarak çalıştı.
Yeni Asır’da köşe yazarlığına başlayarak, Gözlem, Ege Life, Gazete Yeni Gün,
Dokuz Eylül gazetelinde yazılarına devam etti.
Annesi ve babasının onu milli kimlik ve vatanseverlik şuuru içinde yetiştirmeleri,
Anadolu Lisesi, Fen Lisesi akışında Ankara üniversitesi Tıp Fakültesinden çağdaş
bilim formasyonu ruhu alarak mezun olması, yurtdışı doktora çalışmaları ve son
olarak bir gazeteci kültürünü Yeni Asır aidiyeti içinde araması, çok değerli Yeni
Asırcılarla tanışmasını sağlayan Yeni Asır yılları ki, hala köşe yazarlığı yapıyor,
benzersiz deneyimlerimin merkezi oldu.
(28 Aralık 2025 tarihli Yeni Asır gazetesinde yayınlanan Dr.Zeki Hozer’in,
Yaşar Aksoy hakkındaki yazısı..)
HAKKIMDAKİ ONUR VERİCİ YAZISI
Doktor Zeki Hozer’in İstanbul’daki evime ulaşan 28 Aralık 2025 tarihli Yeni Asır
gazetemizdeki köşe yazısı, 20 yıllık Yeni Asır hizmetimdeki tüm emeklerime değdi ve
sonsuz ölçüde onurlandım.. Bu yazıyı hazırlıklarını bitirdiğim “Yeni Asır Tarihi”
kitabıma aynen koyuyorum..
Ayrıca bu yazısı, akademik çevrelerce hazırlanmakta olan “Yaşar Aksoy Akademik
Armağan Kitabı”na da girmiş bulunmaktadır..
Teşekkürlerimle yazısını sunuyorum:
Atatürk ve Cumhuriyete adanmış bir ömür...
İzmir’in kurtuluşu ile Atatürk'ün gençliğe hitabesinde belirttiği " muhtaç olduğu kudreti
damarlarındaki asil kanda" bulan Türk Ulusunun, tarihsel direnme gücünü , Yaşar
Aksoy, nadir kalemlere nasip olacak bir yetenekle ,kütüphaneleri dolduracak kadar
çok sayıda kitabında ele almış, adeta İzmir odaklı bir anlatım ile Türk Devrim
Tarihi’ni düşüncelere nakşetmiştir...
Elbette , kamuya açık kaynaklardan kendisi ile ilgili kronolojik bilgilere ulaşılabilir,
eserleri incelenerek edebi ve düşünsel perspektiflerine dair bir yargıya
varılabilir.Ancak, kendisini yakından tanıma ayrıcalığına sahip olanların hepsinin
paylaşacağı bir kanaati burada yazmam gerekirse, yazdıkları , sahip olduğu bilgi ve
hafızanın sadece kaleme alınmış küçük bir bölümünü kapsar..
Sohbet esnasında, konu, o ana kadar hiç ele almadığı ya da yayın yapmadığı bir olay
ya da kişiye tesadüfen geldiğinde, hafif durgun akan bir suyun çağlayan haline
gelmesi gibi, öylesine detaylı ve ilgi çekici özellikleri ile bir bilgilenmeye maruz
kalırsınız ki, hayret içinde bir başka konuya geçildiğinde bile, anlatılanların ayrıntısı
ve derinliği sizi bir süre o anda hapseder...
Bilirsiniz, günümüzün bilgisayar terminolojisinde, depolama potansiyelinden
bahsedilir ve “hafıza kartının" ne kadar kapasiteye sahip olduğu önemli bir tercih
nedenidir.Ya da güncel olarak kendisinden söz edilmeden bir günün geçmediği
yapay zekanın büyük dil modelleri(LLM) için Hopper mimarisi üzerine inşa edilen en
az 188 GB kapasiteli HBM3 olağanüstü kapasiteli bellekleri, lafın tam anlamıyla,
Yaşar Aksoy'un gerçek zamanlı hafızası karşısında pes ederler!.
İlginçtir, hafızasını bilgisayar kartları ile açıklamaya çalışmamız gibi, lisans ve
lisansüstü eğitimini, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Ege Üniversitesinin Mühendislik
yani fen bilimleri branşlarında almasına rağmen, çalıştığı sayısız gazete , dergi ve
televizyon mesaileri sonrasında , sosyal bir branş olan tarih,sanat ve kültür dallarında
zirveye oturmuştur...
(2020 yılında Medical Park Hastanesi’ndeki ameliyatında Yaşar Aksoy’un
mesanesinden çıkan 181 tane taş..)
Kuşkusuz ömrünü adadığı Atatürk düşüncesi ve Cumhuriyet Ruhu için, tıpkı
Atatürk'ün söylediği " en hakiki mürşit bilimdir" sözüne uygun şekilde, Onu , fen
bilimleri ile şekillenmiş bir analitik perspektifin süzgecinden geçirerek kitaplarında
anlatmıştır: Objektif, kanıta dayalı, bilimsel...Ek olarak, tüm bunları kişi tanıklıkları ile
zenginleştirmiştir...
Dolayısı ile muazzam bir belge ve dokümantasyon arşivine sahiptir... Kemalizmin
ekonomik başarılarını anlatan Kalpaklı Kalkınma’dan, Türk-Yunan Barışı’na, direniş
ruhunu anlatan Rezistans'tan Ege Sanayi Tarihi’ne, Ermeni Soykırım iddialarından
Paristanbul gibi şiir kitaplarına kadar sayısız eserleri içinde, özellikle son yıllarda
Kırmızı Kedi Yayınevi’nce basılan Hasan Tahsin (Yürekler Selanik), Gavur
Mümin (Gazi Paşa’nın Casusu), Efeler İsyanı (Kuvayı Milliye Direnişi), İstiklal
Süvarisi (İzmir'in Kurtuluşu), İzmir 1922 Yangını, Vatan Yahut Cumhuriyet,
Elveda Selanik (1917 Yangını) gibi kitapları, haftalarca çok okunan listelerde kalarak
milyonlarca okuyucuya ulaşmıştır..
En son 2025 yılı son ayında basılan “Şakirpaşazade Halikarnas Balıkçısı Ailesi”
kitabı ise, nefis bir biyografi olmuştur.
Muhabirlikten, kültür sanat editörlüğüne ve sonra kültür sanat yönetmenliğine,
araştırmacılıktan köşe yazarlı ve sonra kitap yazarlığına giden çok geniş bir
spektrumda mesai yaptığı gazetecilik yaşamında da, Altın Homeros Ödülü’nden
Cumhuriyet Gazetesi Yunus Nadi Sosyal Bilimler Ödülü’ne kadar pek çok saygın
ödülün sahibi olmuştur..
(1985 yılı Yeni Asır muhabirler kadrosu. Fotoğraf, gazetenin eski çalışanı ABD’de
yaşayan Hakan Akarcalı tarafından yapay zeka ile her kesi gülerken yansıtmakta.
Oysa ne zaman işten atılabiliriz endişesi ile fotoğrafın aslında tüm emekçi
gazetecilerin yüzü asıktır.)
Ancak şunu ifade etmek, Yaşar Aksoy için bir abartı sayılmaz: Yazdıkları,
yazacaklarının çok küçük bir bölümünü teşkil eder!..
Bilindiği gibi 16 Kasım 1945 tarihinde kurulan UNESCO'nun Türkiye Millî Komisyonu
25 Ağustos 1949 tarihinde faaliyete geçti. Bu komisyon, Yaşayan İnsan Hazineleri
(YİH) başlığı altında, ülkesindeki somut olmayan kültürel mirasın belli unsurlarını
yeniden yaratmak ve yorumlamak açısından gerekli bilgi ve beceriye yüksek düzeyde
sahip oldukları için, bazı vatandaşlarını bu unvan ile ödüllendirmekte...
Öte yandan, Dünya Mirası başlığı altında bir başka kategoride de, barış kültürü için
kültürel çeşitlilik gibi küresel zorluklara sürdürülebilir çözümler sunan bütünleşik
koruma içerikli projelere de ödül vermekte... Ödüllerden amaç, insanlığı dönüştüren
ve toplumun evrimine hizmet eden çalışmalara ilham olabilmek...
Bence, Yaşar Aksoy, sadece İzmir için değil tüm milletimiz için (Yaşayan bir insan
hazinesi ve bir Ulusal miras)
