İzmir için bir "halk ortaklığı" manifestosu: 45 dolarla değişen kader

Bir kenti yönetmek, medeni ve müşterek ihtiyaçlarını karşılamak demek, sadece çukur kapatmak ya da çöp toplamak değildir; o kentin ruhunu koruyarak geleceğe dirençli bir ekosistem bırakma sanatıdır. Bugün İzmir’in önünde devasa sorunlar var, doğru. Ancak bu sorunların çözümü için ihtiyacımız olan şey imkânsız bir mucize değil; rasyonel bir plan, şeffaf bir yönetim ve halkın bu hayale gerçek anlamda oluşacak katma değere ortak edilmesidir.

İlk Kıvılcım: 200 Milyon Dolar ve Şeffaf Finansman

Çoğu kişi soruyor: "Bu kadar devasa projeler nasıl başlayacak?" Cevabım net: 200 milyon dolarlık bir başlangıç sermayesiyle fitili ateşleyebiliriz. İzmir’in yaklaşık 4,5 milyon nüfusu var. Bu bütçeyi şehre oranladığınızda, kişi başına yaklaşık 45 dolar gibi sembolik bir bedel düşüyor. Mesele bu paranın büyüklüğü değil, bu kaynağın tek bir kuruşunun bile heba edilmeyeceğine dair halka verilecek olan "açık defter" sözüdür. Şeffaf bir yönetimle her İzmirlinin bu büyük dönüşümün hissedarı olduğu bir modeli hayata geçirebiliriz. Kentin geleceğine imzası olsun isteyenler daha fazla paya sahip olarak geleceklerini de garanti altına alabilir. 

Mavi Zırh ve Dirençli Altyapı

İzmir’i depreme ve iklim krizine karşı korumak bir tercih değil, zorunluluktur. "Mavi Zırh" projemiz tam da burada devreye giriyor. Kanalizasyon ve yağmur suyu hatlarını birbirinden ayırarak şehri su baskınlarından kurtarmak ve Beydağ Barajı gibi barajlar ile hayati projeleri tarıma katma değer katmasının sağlanması ve depreme dayanıksız yapı stokunu "mekânsal adalet" ilkesiyle yenilemek zorundayız. Kordon ve Güzelyalı gibi beton duvar haline gelmiş bölgelerde "seyreltme" yaparak kente nefes aldıracak boşluklar açmalıyız.

Enerji Bağımsızlığı ve Temiz Çevre

İzmir, rüzgârın, güneşin ve jeotermalin başkentidir. Sanayimizin dışa bağımlılığını bitirecek, deniz dalgasından bile enerji üretecek bir "Temiz Enerji Üssü" vizyonu, ekonomik kalkınmanın anahtarıdır. Bu enerjiyle sadece fabrikalar çalışmayacak; soluduğumuz hava temizlenecek, körfezimiz yeniden yaşama dönecektir.

Gıda Kalkanı ve Sosyal Vicdan

Ekonomik krizin en ağır hissedildiği bu dönemde, "İzmir Gıda Kalkanı" ile sağlıklı ve ucuz gıdayı halkın sofrasına ulaştırmalıyız. Okullara laboratuvar desteğinden, sokaktaki sahipsiz canlar ve kimsesizler için sıcak bir barınma evine kadar uzanan bir "kentsel vicdan" ağı örmeliyiz. Kültür Park’ı "eski güzel günlere halkın coşku ile doldurduğu bir orman-parka dönüştürmek, bu kentin hafızasına olan borcumuzdur.

Liyakat ve Eğitimli Yönetişim

Fiziksel dönüşüm, insan odaklı bir eğitimle taçlanmadığı sürece geçicidir. Kente yeni göç edenlerin adaptasyonundan, yerel yöneticilerin ve meclis üyelerinin sürekli eğitimine kadar liyakatli bir yönetim anlayışını inşa etmeliyiz. İzmir, 24 saat yaşayan, denetlenebilir ve her vatandaşının "benim belediyem" diyebildiği bir düzene kavuşmalıdır.

Sonuç olarak; Liman arkasından Çeşme Yarımadası’na kadar uzanan bu vizyon, hayalperest bir yaklaşım değil, bilimsel bir yol haritasıdır. İzmir’in yarını; 4,5 milyon hemşerimin ortak aklı ve sadece 45 dolarlık sembolik bir başlangıç bedeliyle inşa edilebilir.

Gözlerim kapalı değil, aksine tüm hesapları yapılmış bir gerçeklikle İzmir’i düşünüyorum. Ve biliyorum ki; bu şehir hak ettiği o şeffaf, demokratik ve müreffeh geleceğe mutlaka kavuşacaktır. Kentini sevenlere daha fazla bilgiyi yazdığım.

 1- Mavi Zırh: İzmir’in Su Krizi,2- Altyapı Restorasyonu ve Gelecek Vizyonu,3- İzmir Büyükşehir Belediyesi Kaynak Tüketen Organizasyon Yapısı,4- İzmir’in Mali Egemenliği, 5-İzmir'in Kayıp Akciğerleri.-6-"A'dan Z'ye Belediye Yönetimi: Sorunlar, Çözümler ve Yenilikler.7- Yeni Nesil Yerel Yönetimler Sürdürülebilirlik, Dijital Dön. Yılın Yönetişim kitaplarına ücretsiz olarak www.talatsimdi.com Yayınlar bölümünden ulaşabilirsiniz.