Orta Doğu’nun mezhep kıskacı: Kan, gözyaşı ve tek kurtuluş yolu
Tarih, sadece geçmişin bir kaydı değil, aynı zamanda bugün düştüğümüz hataların bir aynasıdır. Bugün dönüp Orta Doğu’nun kalbine baktığımızda, bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğu’nun modernleşme sancılarıyla kurmaya çalıştığı o köklü yerel yönetim geleneğinin yerini, emperyalizmin eliyle dikilen zehirli bir sarmaşığa bıraktığını görüyoruz. 1864 Vilayet Nizamnamesi ve 1877 Belediye Kanunu ile Beyrut’tan Bağdat’a kadar uzanan o nizam, yerini etnik ve mezhepsel kotalara bıraktığından beri bölge gün yüzü görmedi.