Rusya çevreleniyor
Sevgili dostlar,
Amerika bu günlerde İran ile uğraşmakla beraber, asıl amacının Çin’i geriletmek
olduğu biliniyor. Sadece Çin’i mi? Açıktan öyle ama gizli ajandası da Rusya. Rusya-Çin-İran
bloğu Trump’ın saçmalıklarıyla da uğraşmıyorlar, hem daha dik duruyorlar hem de
umursamaz havasındalar.
İran düştü mü ittifak da düşer. Sıra bloktaki diğer iki ülkeye gelir o nedenle her iki
ülke de İran’ın yanında durmaya gayret gösteriyorlar. Bu gayretleri de nereye kadar gidecek
bekleyip göreceğiz.
ABD için Çin hem askeri hem de ekonomik anlamda şüphe götürmez bir rakip.
Elindeki ABD hazine hisseleri, dünyaya ucuz mal sağlaması, yüksek teknoloji kabiliyeti, uzay
teknolojisi, askeri liman ve uçak gemileri stratejisi, robot teknolojisi, yapay zeka devrimi,
elektrikli araba atağı, çip üretimi, değerli mineralleri, yol-kuşak projesi, geri kalmış-
gelişmekte olan ülkelere yaptığı yatırımlar ABD’yi baya bir ürkütüyor.
ABD, Venezuela’dan istediğini aldı, İran’da da istediğine ulaşırsa Çin’in ucuz petrol-
doğalgaz tedarik edeceği tek ülke kalıyor o da Rusya. Çin’e ucuz enerji sağlamaması
karşılığında Rusya’ya da Kırım ve Donbass’ı teklif edebilir. Hatta bununla ilgili diplomasi de
ABD ve Rusya arasında yürütülüyor.
Rusya’nın Çin’den kopmaması durumunda ABD, Çin gibi onu da cezalandırmak
isteyecek. Sovyetler birliği çökertildikten sonra birlik içerisinde bulunan batıdaki ülkelerin
Belarus, Moldova, Sırbistan gibi bir kaçı hariç neredeyse tamamı NATO ve/veya AB bloğu
içerisinde kendilerine yer buldular. NATO bugün Rusya’ya düşman olan en büyük ittifak
bloğunu oluşturuyor. Son yıllarda Rusya tehdidini bahane eden Finlandiya ve İsveç de NATO
üyesi oldular. Böylece Rusya Batıdan ve Güney Batıdan tamamen çevrelenmiş oldu. Arada
sadece Belarus kaldı. Batılılar onlarla da görüşüyorlar.
Güneyindeki Türkiye zaten NATO üyesi. Rusya bir NATO ülkesine saldırırsa ilkeler
gereği Rusya’ya savaş açmak durumunda. Biden zamanında daha dengeli bir siyaset izleyen
Türkiye, artık tamamen ABD politikalarına teslim olmuş durumda.
Gelelim Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan’a. Gürcistan’da siyasi istikrar hiç
sağlanamadı ve sağlanması da zor görünüyor çünkü Rusya yanlısı bir iktidarı ne ABD ne de
Batılılar istiyorlar.
Azerbaycan Karabağ’ı geri aldıktan sonra pey der pey Rusya’nın etkisinden
uzaklaşıyor. Türkiye ve İsrail’e çok daha yakın. Hele yolcu uçağının düşürülmesi Rusya ile
ikili ilişkileri sorunlu hale getirdi. Azerbaycan batı ile entegre olmak isterken diğer yandan
ambargo nedeniyle batılıların gereksinim duydukları petrol ve doğalgaz tedarikinde de
Rusya’nın boşluğunu doldurmak istiyor.
Ermenistan Paşinyan geldikten sonra yüzünü batıya döndü. Azerbaycan ile olan
Karabağ savaşlarında Rusya’dan beklediği desteği alamadı. Türkiye her ne kadar
Azerbaycan’ı desteklese de Rusya’nın boşluğu doldurarak her iki ülkeyi barıştırdı ve şu anda
Ermeniler de batıya entegre olma peşindeler.
Bütün bunlara bakıldığında Rusya Ukrayna ile uğraşırken teker teker ittifaklarını-
ortaklarını da kaybediyor. Önce Suriye şimdi de Azerbaycan. Doğu’da da durum pek parlak
değil. Trump Pakistan başbakanını çok seviyor. Her ne kadar şu günlerde araları limonu olsa
da Hindistan ile ABD, Çin’in kuşak-yoluna alternatif bir ticaret yolu üzerinde anlaşmış
durumdalar.
Diğer yandan Trump’ın kurduğu Filistin barış kuruluna Kazakistan ve Özbekistan da
katıldı. Kurulda hiçbir gelişmiş ülke ve Rusya ile Çin yokken bu iki ülkenin katılımı
“Orta Asya’da Amerikancı yeni dengeler mi oluşuyor?” sorusunu aklımıza getiriyor. Doğu’da
zaten Güney Kore ve Japonya tam birer ABD uşakları.
Sonuç bize Rusya’nın batıdan, güneyden, doğudan nasıl kuşatıldığını göstermesi
açısından çok önemli. Ama Trump bu, hiç belli olmaz ve batılılara Rusya’yı AB’ye alın da
der. Ya da ABD Dışişleri Bakanı Robiot’un Hristiyan-Haçlı kulübünde kendine yer bulabilir.
Trump ile her şey anormalleşti çünkü…